“Çocukluk günlerimde, bir okum kaybolduğu zaman, adaşı olan oku, ötekinin yanına gitsin diye olanca dikkatimle, aynı önceki gibi, aynı yere atardım. Böylece, ikisini de kaybetmeyin göze alır, çoğu kez ikisini de bulurdum.”
Evet kaybetmeyi göze alarak aynı önceki gibi, aynı yere!…
Arapça “şems” güneş demektir. “İyye” ise dişilik ekidir. Yani, yağmurlu havalarda altına sığındığımız şemsiye aslında “güneşlik” anlamına gelmektedir. Arap kadınların kızgın çöl güneşinden korunmak için taşıdıkları şemsiyeyi yağmurda yürüyen bir erkeğin elinde görmek elbette güldürür Türkçeyi!…
Nâzım hikmet, 25.7.1936 tarihli Akşam gazetesindeki köşesinde bir arkadaşının şu sözlerine yer verir: “Simit ve galeta satışının artması işsizliğin çoğaldığını, kazancın azaldığını gösterir. Simit ve galeta bir yerde ölü olduğunu haber veren kuşlar gibidir. Ve her simitçinin sesi bana kuşların çığlıklarınk hatırlatır.”