“ Kimseye söylemeden içimde kaldı, kayboldu.” dediğim düşüncelerin, duyguların aynası olsun. Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa-günlük tutmaktan başka çare kalmıyor.
Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız. “ s.4.
“Bugünlerde umutsuzluk var. Boyumdan büyük işlere giriştim galiba, şimdi geri dönmesi de zor. Bu yüzden görünüşte bir şeyler olmak için çabalıyorum.
Ne olursa olsun bana saygı göstermelerini istiyorum.” s.88
“ Bana istisnasız herkes kızıyor kafalarındaki ‘ben’i bozduğum için. Ben onların hayallerinde tutarlıyım. Belki kendi hayalimde de tutarlıyım. Yaşarken bu iki tutarlığın da dışındayım.” s.88
“Saatlerce hiçbir şey yapmadan evde oturuyorum; sonra tam çıkarken , evde kalsaydım bir şeyler yapabilirdim.” s.88
“Bu dünya geçicidir. Bu dünyada elde etmek ve korumak bir insan için sadece kısa ömrü için gereklidir. Bunu unutmamalı. Mezarlıklar bu nedenle gözümüzün önünde bulunmalı. Evimizin bahçesinde, sokağın köşesinde tek mezarlar yer almalı. Her şey geçicidir. Belgeler gereksizdir, unutulacak ayrıntıları yazmak anlamsızdır. Belki de unutmak esastır. Öğrenmek, kendini tanımak mutsuzluktur. Bizden geri kalan eserler, birbirine benzer taşlar, yazılar, yapılar olmamalıdır.” s.90.
“Bunu ben mi yaptım sorusu beyni kemirir, bir çılgınlık kabul edilir bu davranış. Bu hareketin sorumluluğunu yüklenmektense geçici bir delilik içinde olduğumu kabule hazırım.” s.104.
“Coşkun kalpten ölüyor, o sırada tiyatro patronu giriyor.
Ne oldu? Gerçekten öldü mü? Yok canım oyun. Peki şimdi ne yapacağız? Ne mi yapacağız. Oyun bittiğine göre seyirciyi selamlayacağız. ( Neden öldü? Kalpten öldü elbette. Yaa kalbi mi vardı?
Evet kalbi olduğu için öldü, oyunları çok ciddiye aldığı için öldü.
Ciddi olmayan başka biri hiç olmazsa bir baygınlıkla filan