Dünya hiç ucuz değil aslında, koskoca bir ahiretin bedelini burada ödediğimize göre kısacık hayatımız en pahalı alışverişimizdir...
Elbette ki, Allah'ı bulamayan kişi her şeyde bela bulur; çünkü pusulası bozuktur. Ancak Allah'ı bulan için dünya artık 'ucuz' bir sürgün yeri değildir. O'nun, her yanını nimetleriyle doldurduğu, cenneti hak ettiğimiz muazzam bir imtihan salonudur. Dünyayı küçümsemek, sınav kağıdını küçümsemek olur; kağıt nesne olarak değersiz gözükebilir ama üzerindeki cevaplarımız ebedi hayatımızın anahtarıdır...
Başka bir deyişle;
Bir amaç olarak 'ucuz ve değersiz' olabilir; ancak bir araç olarak paha biçilemezdir dünya. Zira ahiretimizin tarlasındayız, tarlayı değersiz görürsek mahsulümüz cılız olur ve bereketli bir hasattan mahrum kalırız.
Ahiret gibi sonsuz bir mülkü satın alacağımız gelirimizi kazandığımız yer bu dünya olduğuna göre, buradaki her saniye aslında paha biçilemez bir sermayedir.
''Allah, müminlerden mallarını ve canlarını, kendilerine verilecek cennet karşılığında satın almıştır..." şeklindeki Tevbe 111'den yola çıkarak şöyle düşünemez miyiz?
Cennetin bedeli bu dünyadaki can ve mallarımız olduğuna göre, dünya bu bedelin ödendiği çok kıymetli bir "pazar yeri" hükmüne geçer. Ucuz değil, çok pahalı bir pazar yeri. Öyle değil mi?
Mü'minun, 112-114 'de "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız? der. Derler ki: 'Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık...'' şeklinde bildirildiği gibi, sadece bir gün sürmüş gibi hissedilen bu kısa zaman dilimiyle sonsuzluğu satın almak, bu "bir günü" yüce Allah'ın madde ilmiyle yarattığı faniliğe mahkum bu evrendeki en pahalı zaman dilimi yapmaz mı?
Ahzab, 72'de bahsedildiği gibi, göklerin ve yerin yüklenmekten çekindiği, dağların bile korkup kaçtığı itaat ve ibadet "emanetinin" sorumluluğunu taşıdığımız bu dünya, basit ve ucuz bir yer olamaz; aksine en ağır ve pahalı sorumluluk merkezidir.
Dünyayı, kalbimize 'ucuz bir yük' yapmayıp sonsuz mutluluğa ulaşmak için en verimli şekilde kullanmak zorundayız. Çünkü, Ucuz olan dünya değil, dünyayı ahirete tercih edersek uğrayacağımız hüsranımızdır. O hüsranın faturası da nihai anlamda hayal edilemeyecek kadar ağırdır...
Araçla amacı karıştırmadığımız müddetçe elde edeceğimiz kârımız çok.
Unutmamak gerek ki; paha biçilemez bir cevher olan iman ve salih ameli, ancak paha biçilemez bir zaman diliminde, yani sadece bu dünya hayatında, yüce Allah'ın maddi aleminde kazanabiliriz...