ÖFKE HÂLİNDE VERİLEN KARARLAR
Allâh Resûlü (s.a.v.) bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor:
“Hiçbir hâkim, öfkeli iken iki kişi arasında hüküm vermesin.”
(Buhârî)
Böyle bir durumda davayı ertelemeli veya ara verip daha sonra devam etmelidir. Hadiste geçen “hâkim”den maksat; iki kişi arasında hüküm veren herkestir. Dolayısıyla bir öğretmen, usta ve baba da bu hükme tâbidir.
O hâlde çocukların, himaye veya eğitim altındaki kişilerin ve zayıf insanların suç işlemesi durumunda; onların sorumluluğunu taşıyan kimselerin öfkeli iken ceza vermemesi gerekir. Aksi takdirde zulmetme ihtimalleri artar ve bundan mesul olurlar.
Öfke geçtikten sonra düşünüp sağlıklı karar vermelidirler. Vereceğimiz kararların, Allâh ve Resûlü tarafından hesaba çekileceği unutulmamalıdır. Suçluyu cezalandırma durumunda da ihtiyatlı davranmak gerekir.
Öfkeliyken boşama, içi mermi dolu bir silaha benzer. Nasıl ki şaka yollu veya öfke hâlinde silahın tetiği çekildiğinde silahtan ateş çıkıyorsa; aynı şekilde öfke hâlinde yapılan boşama da geçerli olur. Bundan dolayı her iki silahı da kontrollü kullanmak gerekir.
Öfkeliyken ceza vermekten uzak durmak gerektiğini daha önce belirtmiştik. Özellikle anne ve babaların bu hususta çok dikkatli olması gerekir.
Ayrıca şunu da açıkça ifade etmek gerekir ki; bazı öğretmenler, öğrencileri sorgusuz sualsiz dövme hakkına sahip olduklarını düşünmektedirler. Öğrenciler küçük olduğu için bir şey diyememekte, anne babaları ise tedip amacıyla söylenen:
“Eti senin, kemiği benim.”
sözünü dile getirmektedirler.
Hâlbuki bu, kabul edilebilecek bir durum değildir. Çünkü davacısı olmayan hakların davası, kıyamet günü Allâh ve Resûlü tarafından açılacaktır.
Bir hâkim, zimmî bir kâfire bile haksızlık yapmış olsa, onun hakkı kıyamet günü mutlaka alınacaktır.