Yoksullara çocuklara yardım etmek istiyordu. Maddi ya da manevi olarak orta halli yaşamın dışına çıkan her şey ona antipatik geliyordu; yalnızca alışılmış olanı, ortalama olanı seviyordu, hem de bütün kalbiyle. Zenginlere ve aristokratlara, doğuştan imtiyazlı olanlara karşı hoşgörüsüzdü.
Arzu ettiğine ulaşırsa mutlu, ulaşamazsa mutsuzdur. Aşkın karşılık bulması bütün yazarlar için insanlığın cennetidir. Ama Dostoyevski’nin cenneti daha yüksektir. Kucaklaşmak henüz birleşmek değildir ona göre, ahenk henüz yekpare bir birim değildir. Onun için aşk bir mutluluk hali, bir denge değil, daha yüksek bir düzeye çıkarılmış bir çatışma, ebedi yaranın daha yoğunlaşmış acısıdır…
Gözlerinizle gördünüz şu rezilliği hükümetten başka hangi kuvvet bu edepsizliği yapmaya cesaret edebilir? Bunu anca yapsa yapsa
başımızdaki hükümet yapabilir.
…Efendi kanunları çiğnemekten kim korkmaz? Hükümet…