“Samimiyet, ölçüsü kaçınca laubaliliğe dönüşür ve bu bir sınır ihlalidir. Sürekli iç içe olmak, her şeyi uluorta yaşamak içtenlik değildir. Ölçüsüzce para harcamak nasıl cömertlik değilse, ölçüsüzce eğlenmek de neşelenmekle bir tutulamaz.”
İmkansızlık ne garip bir kelime. “Sevmeye imkanım yoktu” demeyiz hiç oysa. “İmkanlar el vermedi, okuyamadım, gidemedim” filan dediğinde biri, kulağa yakın geliyor ama “imkanlar el vermedi, sevemedik birbirimizi” cümlesi ne akla yatıyor ne kalbe…
“İmkanlar el vermedi, kavuşamadık, sarılamadık, barışamadık…”
Sevmenin imkanlarını kim belirliyordu sahi?
“Hepimiz aynı değerleri ve aynı insanları mı sevmeliydik? Bu beni yüzde otuzluk seviyor, benden de o kadar çıkar dersek mi yoluna girecekti her şey?
..
Bana benzeyeni sevmek,evet, daha kolaydı.”