Ama artık kusurlu oluşumu sadece kabullenmek yerine, kendime bu kadar karamsar bakmamayı seçiyorum. İçimde parlayan, ışıldayan yanlar da var. Ben sadece onları görmemek için fazla çabaladım. Kendimi içimdeki çorak topraklara hapsetmiştim; oysa içimde yeşille ve mavilikle dolu verimli topraklar da var.
Aşina olmak bana güvende olmak gibi geliyordu. Bu yüzden depresyon ya da boşluk hissi kapımı çaldığında, o kendine acıma kapısını açıp içeriye girmeye faslasıyla hevesliydim. Daha önce uzun zaman geçirdiğim, tanıdık ve rahat bir odanın kapısıydı bu. Hayatıma devam etmek için oradan çıkmak aslında çok kolayken, çoğu zaman kendimi içeri kilitliyordum: Sanki bu tanıdık acının tadını sonuna kadar çıkarıp ancak ondan sonra hayatıma dönebilirmişim gibi.