Hande

Kanunun olmadığı yerde, utanma ve suçluluk hissi de olmaz. Ama şu da var: Eğer utanma ve suçluluk olmasaydı kanun ve kısıtlama hiçbir zaman ortaya çıkmayacaktı, çünkü bunlara ihtiyaç duyulmayacaktı. Utandırılmak yerine sarmalanan, korkutulmak yerine sevilen çocukta farklı bir beyin, dolayısıyla da farklı bir zihin gelişir. Bu kişi bir başkasının ya da yaşayan dünyanın iyiliğine zarar verecek şekilde davranmayacaktır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Vicdan, gücümüzü ve irademizi duyduğumuz bir durum. Utanç ise kendi gücümüzü ve irademizi bizden çalan bir öz-kısıtlama. İyi olanı vicdanımız da seçmek mümkünken utanma nedeniyle kötüden kaçınmamız övülmemeli. Utanç, ilişkisel bir duygu. İlk sosyal duygu olarak tanımlanıyor. Hiç kimsenin olmadığı yerde de kötüden kaçınmak oysa meziyet. Utanmamızı isteyen kişi 'o kişiden' ve/veya 'başkalarından' utanmamızı istiyor. Onlar önünde eğilmemizi. Bu, davranışımızdan pişman olmak demek değil. Onu irademizle değiştirmeye karar vermek değil. Utanmak, vicdanımızla, tek başımıza hissettiğimiz bir şey değil.
Suçlama, kişinin kendisine olan nefretini dışsallaştırma görevini görüyor. ... toplum mekanizması günah keçilerini cezalandırmak, işlevsiz hale getirmek, onlar devreden çıkarılınca kendisine yeni günah keçileri bulmak üzere işliyor. Bu durum, kişilerin kendilerine arınmış hissetmesini sağlamakta.
Çocukla ilişkimizi duygusal ev gibi düşünelim. Çocuğun yaşayabileceği tek yer, onu zorla içine doğurduğumuz bu duygusal ev. Çocuğu önce doğurup sonra onu bu bazı günler reel evden atmakla ona bazen şefkat/sevgi/ilgi gösterip bazen bu hisleri kasıtlı olarak ceza niyetiyle kesmek arasında fark yok. Çocuğun. gidebileceği/yaşayabileceği bir başka duygusal evi yok çünkü. Reel bir çatıya ne kadar ihtiyacımız varsa duygusal çatıya da en az o kadar ihtiyacımız var çocukken.
Bizden destek gören ve olduğu şey olduğu için değerli olduğuna inanan çocuk, karşılaştığı zorlukların üstesinden çok daha kolay gelmekle kalmıyor, dış'tan gelen bir şey tarafından da yaralanmıyor. İç'te sağlam olduğumuz ölçüde dış bize etki edemiyor.