Anlaşılabilme umudunu tüketen insanlar, dünyayla ilişkilerini beğenilme üzerine kurma eğiliminde oluyorlar, kurtulması güç bir tuzağa düştüklerini fark edemeden. Çünkü, beğenilmeyi merkez alan bir dünya, insanın kendi içinde giderek daha sıkı kilitlenmesine ve çıkışı bulunamayan bir yalnızlığa gömülmesine neden olabilir. Dolayısıyla, kendini var hissedebilmenin tek yolu da beğenilmenin sürekliliğini sağlamaya yönelik bir hayat tarzı.
Hakikat denilen şey, aslında elimizde tuttuğumuz anda eriyip giden buz gibi kolaylıkla kaybolan bir şeydir. O halde hakikate yaklaşmanın tek yolu, tüm açıklamaları ve yorumları askıya almak olabilir mi? Böylelikle hakikati, basit ve durağan ifadelere hapsetmeden sadece ama sadece özgürlüğüne bırakmak; ayrıca geçmişte Nambaran vadisinden edip geçen rüzgar gibi hafifçe dağılıp gidecek şekilde kendi başına bırakmak, gerçeğe giden salt yol olmaz mı?