Verecek bir şeyi olmayanlar başklarının kendisine verdikleriyle karnını doyurur. Doğru demiş biri, herkes verebileceğini verir, herkese ihtiyacına göre verilir.
...vicdanımızı giderek damarlarımızda dolaşan kanın rengine ve gözyaşlarımızın tuzuna buladık, bu da yetmiyormuş gibi, gözlerimizi içimizi gören birer aynaya dönüştürdük, sonuçta gözlerimiz, ağzımızla inkar etmeye çalıştığımız şeyleri çoğu zaman hiç çekincesiz gözler önüne serer hale geldi.