İlerleyen aydınlığin içindeyim,
Ellerim iştahlı, dünya güzel.
Doyamıyor gözlerim ağaçlara:
öyle ümitli onlar, öyle yeşil.
Güneşli bir yol gidiyor dudaklarının arasından,
hapishane revirinde penceredeyim.
Duymuyorum ilaçların kokusunu,
bir yerlerde karanfiller açmış olacak.
İşte böyle, karıcığım,işte böyle
mesele esir düşmekte değil,
teslim olmamakta bütün mesele...
Diyelim ki, hapisteyiz, yaşımızda elliye yakın
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız,
insanları, hayvanları,kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
Biz bir inatçı bahçıvanız,siz, bizim, yedi yılda bir açan gülümüzsünüz.
Erişilmez oluşunuz yıldırmıyor bizi, belki bilhassa bundan dolayı makbulümüzsünüz.