Selamlar. Hermann Hesse’in 1927 yılında yayınlanmış bu eseri için postmodern türünün baş yapıtlarından biri diyebiliriz. Okuma sırasında kendisinden sonra gelen tüm romanlar gözümün önünden geçti diyebilirim. Aylak Adam, Tutunamayanlar, Yaban, Huzur bu eserleri okuyup beğenen herkesin Hermann Hesse’in bu eserini okumadan geçmemeli kendisinden sonra gelenleri nasıl etkilediğini görülmesini isterim. Ben bazı yerlerde Fight Club filmini de hatırlamadım değil. Oradaki o başkaldırı o uyum sağlayamama durumu işte bunları sevenlerin ve bilenlerin Bozkırkurdunu da okuması ve bilmesi gerektiğine inanlardanım. Benim için en önemli yanı okurken kendimi sorgulamam ve yazdığı söylediği her tamlamada hem notlar aldığım hem düşündüğüm bir eserdi. Metinlerarasılık, önemli kişiler, bilinçaltı ,monologlar , bozkırkurdunu tanıdığımız notlar ve muhteşem cümleler. Şöyle biraz da romanın içeriğine dair bir şeyler söyleyecek olursam. Roman Harry Haller adında orta yaşlarının sonlarındaki ana kahramanı, adı hiç söylenmeyen orta büyüklükte bir kasabada bir oda kiralar ve orada yaşamaya başlar. Umutsuzluk ve melankoli içerisinde Harry kendisinin bir “Bozkırkurdu” olduğunu ve kendisinin bir türlü anlam veremediği ve hiçbir zevk almadığı bir dünyada yapayalnız gezen bir başıboş olduğunu düşünmektedir. “Bozkırkurdu” romanı, Harry’nin acısını ve kaygılarını, insanlığın beyhudeliğinde yer alan umutsuzluğu ve yurtsuzluk duygusunu yenmeye çalışmasını anlatır. Şunu da belirtmek isterim ki kitabı okumadan önce muhakkak Hermann Hesse’nin yaşamına dair ufak dahi bir şeyler okumanızı tavsiye ederim. Eğer yazarını yaşamını anlar çektiği sıkıntıları ya da yaşam biçimini anlarsak bu eseri okumamızı kolaylaştıracak eser, yazar ve okuyucu arasındaki bağı kuvvetlendirecektir. Ben eseri okurken