Kitap başlarda Jane Eyre adında annesi babası ölmüş kimsesi olmayan bir kızın dayısının isteği üzerine yengesi ve kuzenleriyle yaşadığı hayatı anlatıyor. Benim okuduğum kitapta sayfa sayısı azdı. Ama çok güzel bir roman.. Başlarda çok acılar, zorluklar yaşıyor Jane Eyre... Yengesi kötü davranıyor ve onu yatılı bir okula veriyorlar henüz 10 yaşında yinede çocuk yüreği umutlu bir kız.. 6 yıl okuduğu okulunda, 2 yıl da öğretmenlik yapıyor. Sonra gelen bir iş mektubuyla hayatına farklı bir yol çiziyor. Evin sahibi olan Mr.Rochester ile aralarındaki yaş farkına rağmen bir aşk doğuyor.. Sonra ayrılıyorlar ama sonu yine mutlu bitiyor.. Daha detaylı anlatmak isterim ama okumanızı tavsiye ederim :) Charlotte Brontë'nin niye en güzel kitabı kabul edildiğini anlıyorum. Jane gibi olmalıyız hayallerimizden, inandıklarımızdan vazgeçmemeliyiz. Dünyada yaşamak o kadar zor ki üstelik işsiz olmak. Kış günü yatacak bir yatağı olanlar bile şanslıdır dert ettiğimiz seyler bazen o kadar anlamsız ve boş ki... İyi okumalar dilerim.
Beş hafta önce hiçbir şeyim yoktu. Terkedilmiş bir kız, bir dilenci, bir serseriydim. Bugün tanıdığım kimseler var, bir yerim, bir işim var. Daha ne isteyebilirim?
Ne yaptınız bir ay içinde?
-Ölen yengemin yanındaydım, efendim, dedim.
-Hay Allahım! Öbür dünyadan, ölüler ülkesinden geliyor! Beni pek düşünmediğine eminim.
Bu sözler beni sevindirdi. Kendisini düşünmeme önem veriyordu demek!