Kitap bitti ama benide yıktı geçti... Aşk kitapları filan ağlatır bazen ama bu kitap öyle değil. Reşat Nuri Güntekin, sen güçlü ve iyi bir yazarsın. Kitapla ilgili denebilecek çok şey var ama demeye gücüm de kelimeler de yetmez. Konusu başöğretmen olan Zehra'nın tüm güzel vasıflara sahip, iyi bir öğretmen oluşunun yanında onda eksik olan merhamet yani acımak duygusunun olmayışı. Zehra babasını hep kötü bilen hatta gittiği okulda bile öldü babam diyen öyle nefretle büyümüş birisi. Ama bir gün babasının çok hasta olduğu haberi çalıştığı okula gelince gönülsüz de olsa babasının yanına gidecek ama görmeye yetişemeden babası ölmüş olacak. Bundan rahatsızlık duymayan Zehra gerçeği öğrenince babasının ayaklarına kapanacak... Babası Mürşit Efendi, fakir, rezil! bir hayat sürmüş ve ondan sadece bir sandık kalmış. Sandığı açan Zehra sandıkta bir defter görünce içinde Hatıra Defterim diye başlık atılan babasının yazdıklarına tanık oluyor. Meğer iyi insanlar sandığı annesi ve anneannesi aslında babasına neler neler yapmışlar. Memurluktan, kaymakamlığa bir çok görevde çalışan babası ne hallere düşmüş onlar yüzünden. Ama küçük Zehra babasını içkici, korkunç, nefret dolu gördüğü için hep yanlış tanımış. Kendimi Zehra'nın yerine değil ama babası Mürşit Efendi'nin yerine koymak istedim koyamadım. Baba ki her koşulda yeter ki eve 3 kuruş götüreyim diye çalış uğraş milletin ağız kokusunu çek sırf çocukların uğruna aldatan eşine katlan, kaynanası zaten Kara Melek gibi bir insan... Zor ya diye düşündüm zor... Ama okumak zorsa o durumda olmak daha zor. Üç gün sokakta kalsa insan kimse yüzüne bakmaz hatta iğrenirler. Dostun akraban kalmaz. İnsana sahip çıkacak kendi ailesidir. Ama ailesi de böyle yaparsa ne yapsın Mürşit Efendi.. İsterse dilenci olsun ama eli öpülesi insan Mürşit Efendi