Haddimi aşmayacaksam, şunu belirtmek isterim; her cümle dize, her duygusal metinler şiir değildir. Verilen bunca emek ve arada bir rastladığım birkaç derli toplu anlamlı cümle olmasa, sanırım saygı gösterebileceğim bir şey kalmazdı elimde. Üzülerek söylüyorum, bu yorumu yapıp yazarı küçümsemek değil asla niyetim, sadece... Çok niteklikli metin gördük diye düşünüyorum. Birçok yetenek. ... O kadar şey söylemek isterim ki... İncitmekten, emeğinin ekmeğini kısmaktan çekiniyorum. Üzdü...
Bu kadar güzel bir kurgu, bu kadar muazzam konular... Bu kadar basit bir dille değil de... Daha klasik, daha birikimli bir dille anlatılsaydı... Kitabın ismi belki de bir Olasılıksız'la aynı cümle içerisinde kullanılabilirdi.
Bu naifligi sanırım 39 yaşıma da gelsem, 93 yaşıma da aynı hazla hissedeceğim... Her kesimde bir naiflik uyandıracaktır. Her yaşta okunabilir, her yaşta izlenebilir.
Birkaç kez yarım bırakmış olup yine yeniden başladım. Çok pencereli bakış açıları mevcut. Kendimde hangisini bulduğumu sorguladığımda bir yer edinemedigğimi gördüm. Ama çevremdeki birçok insana hitap edebilir.
14 yaşımda bu kitabı okumaya başladığımda, büyüsüne öyle kapılmıştım ki, -sanıyorum yaşımdan kaynaklı- gece bile elimden bırakamıyor, battaniyenin altına girerek ablamın cep telefon ekran ışığıyla okumaya devam ediyordum. Gözyaşıyla... Bugün 14 yıl sonra bile. Geri dönüp sayfalarını kurcaladığımda, ya da 1k okuyucularından alıntıları okuduğumda o büyünün ergenlik çağımla sınırlı kalmadığını görüyorum. Bugün hâlâ (biraz büyümüş olsam da) büyülenmekten kendimi alamıyorum.