Harputlu

Kur'an nazil olmasaydı ne olacaktı? Türkler vatan sahibi olmasaydı ne olacaktı? Bu ikisi karşımıza birbirinden bağımsız suallermiş gibi çıkıyor; ama herkim ne kadar uğraşırsa uğraşsın bunlara iki farklı cevap bulamayacaktır. Her iki sualin cevabı da tıpatıp aynıdır: Kur'an belli bir çağda, belli bir yere indirilmeseydi ve Allah Türklere tarihin bir kavşağında vatan nasip etmeseydi küffar bütün dünyanın hâkimi sayılacak, küfür düzeninin karşısına bir gücün çıkamayacağı zannı bütün dünyayı kaplayacaktı. Küfrü ve küffarı dünya hâkimiyeti tacından, tahtından alıkoyan hem İslâm'ın askerî gücüdür ve hem de bu gücün kuvveden fiile geçmesini temin eden İslâm siyasî teşkilâtıdır. Türkler millet vasfı edinmeleri kadar, millet olarak kalma şartlarını yerine getirmelerini de İslâm'ın askerî gücünün ve siyasî teşkilâtının mümessili bilinmelerine borçludurlar. Buna mukabil gerek "Türk olmayan Müslüman" ve gerekse "Müslüman olmayan Türk" birer mefhum olarak askerî güçten mahrum, siyasî mukavemeti kırılmış bir İslâm'ın (eğer ona hâlâ İslâm denebilecekse) habercileridir. | İsmet Özel, Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir, Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı, syf: 183.
Sayfa 183 - Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı·Kitabı okuyor
Reklam
Diyar-ı Rum'un Dârü'l-İslâm hüviyeti kazanır olur olmaz Türk vatanını doğuruşuna ebelik yapanlar hatırdan Misâk-ı Millî'yi çıkarmayanlardır. | İsmet Özel, Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir, Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı, syf: 183.
Sayfa 183 - Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı·Kitabı okuyor
Kimin, hangi konuda, ne kadar ciddi kalabilecek gücü var? Mızraklı İlmihal'de "La ilahe illallah'ın ilk faydasının boynu kılıçtan kurtarmak olduğu yazıyor. Benim bu güne kadar boynu kılıç tehdidi altında birilerinden haber alındığına şahit olmuşluğum yok. Hayatını kelime-i şahadetin ne anlam ifade ettiğinden bütünüyle tecrit etmiş insanlar arasında ömürler tüketiyoruz. Bu bahsi atlayıp neyi konuşacak, hangi konuda kendimizi temize çıkaracağız? Kendini paklamamış kimselerin gözünde temize çıkmanın hiçbir mânâ taşımadığını biliyoruz. Bildiğimiz tek şey bu. Mânâsızlık hoşumuza gidiyor. | İsmet Özel, Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir, Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı, syf: 169.
Sayfa 169 - Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı·Kitabı okuyor
Hayatımızda hem kurtulunması gereken bir loşluk, hem de doldurulması gereken bir boşluk var. İnsan olarak loşluğun ve boşluğun hayatımızda olduğunun farkına yaratılış gayemizin Allah'a kullukta bulunduğunu öğrendiğimiz zaman varıyoruz. Allah'a kulluğun yegâne varlık sebebimiz olduğu bize bildirildiğinde sevinçten havalara uçacak bir yapıda değiliz. İlâh veya hayvan değil de insan isek yapımız aklın ve şehvetin nispetsiz harmanını aksettirir. İçimizdeki dürtülerin istikameti ya ilâhlaşmamızı veya hayvanlık şartlarının zevkini çıkarmamızı âmirdir. Boşluğu aklederek doldurabilir, loşluktan işitip itaat ederek kurtulabiliriz. Başını örten kız neyi akledeceği bilgisine, işitilmeğe değer olanın neyi ihata ettiği ferasetine felsefe bilerek kavuşacak. | İsmet Özel, Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir, Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı, syf: 167.
Sayfa 167 - Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı·Kitabı okuyor
Kur'an Arapça nâzil oldu; ama her Arap Müslüman olmadı. Her Türkün kimliğini İslâm dairesinde buluşu Kur'an-ı Kerim'in Türk dillerine ebelik edişi sebebiyledir. Ancak bu dillere imtisal edenler Türk kalabildi. Estonyalıların, Bulgarların, Finlerin, Macarların, Eskimoların, Amerika yerlilerinin Türk olmayışları başka türlü izah edilemez. Türklüğün irtibatı Asr-ı Saadet ve Hulefâ-i Râşidîn devrinden kesildi mi insan türünün serapları tefekkür diye yutması adî vakıa sayılacaktır. Yaratılmışlar arasında kötü şartları tebcil eden insandan başkası olmasa gerek. | İsmet Özel, Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir, Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı, syf: 162.
Sayfa 162 - Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı·Kitabı okuyor
Reklam