Harputlu profil resmi
Harputlu kapak resmi
Bir namazlık saltanatın olacak, taht misali o musalla taşında.
Janitor
High Scool
Mamuret-ül Aziz
Mamuret-ül Aziz, 2012
Erkek
401 okur puanı
21 Ağu 2019 tarihinde katıldı.
Bir namazlık saltanatın olacak, taht misali o musalla taşında.
Janitor
High Scool
Mamuret-ül Aziz
Mamuret-ül Aziz, 2012
Erkek
401 okur puanı
21 Ağu 2019 tarihinde katıldı.
  • 319
    Mekke'ye Girdiği Zaman îrad Ettiği Hutbe
    • Abdullah b. Amr'dan (ra) rivayetle:
    Resûlullah (sas) fetih zamanı Mekke'ye girdiğinde ayağa kalktı ve insanlara hitaben şunları buyurdu:
    "Ey insanlar! Cahiliye döneminde yapılmış birtakım antlaşmalar bulunmaktadır. Bunlara riâyet ediniz. İslâm’ın bu antlaşmalara etkisi, onlan daha da kuvvetlendirme yönündedir. İslâm'da [artık Cahiliye'deki gibi bir] anlaşma(ittifak, birlik) yokturlolmayacaktır. Müslümanlar, kendilerinden olmayanlara karşı bir el gibidirler, birlik içerisinde hareket ederler. Müslümanlann kanlan birbirine eşittir. Onlar en yakınlannda bulunan diğer Müslümanlara yardım ederken, onlan korurken en uzakta olanlannın da çağnlanna cevap verirler. Bir kâfir için bir Müslüman öldürülmez. Kafirin diyeti, Müslüman’ın diyetinin yansı kadardır. Zekât ve sadakalan teslim almak için hayvanlan bir yerden başka bir yere sürdürüp götürtmek yoktur. Zekất ve sadakalar ancak mal sahiplerinin yurtlannda teslim alınacaktır.
    | 23 Ahmed b. Han- bel, Músned, XI, 288.
    Kolektif
    Sayfa 70 - Siyer Yayınları 2. Cilt
  • 315
    Antlaşmalı Oldukları Kişilerin Mallarının Haram Olduğu
    • el-Mikdâm b. Ma'dîkerib'den (ra) rivayetle:
    Hâlid b. el-Velid ile beraber es-Saife'de savaştım. Arkadas- larım et yemek istediler.
    Dediler ki: “Bizlere düşmanın bir atını yememiz hususunda izin verir misin?" Sonra da bir atı ip ile kendilerine çektiler.
    Dedim ki: “Ben, Hâlid b. el- Velîd'in yanına varip ona bunu sorayım, siz de yerinizde bekleyin." Ardından Hâlid b. el-Velid'in yanına gittim ve arkadaşlarımın hâlini ona haber verdim.
    Dedi ki: "Resûlullah (sas) ile beraber Hayber Gazvesi'nde savaştım. İnsanlar Yahudilerin ağıllarına girmede aceleci davrandılar.
    Bunun üzerine Resûlullah (sas): "Ey Halid, insanlara îlân et namaza toplansınlar ve onlara şunu bildir: Cennete ancak Müslüman olanlar girebilir." buyurdu. Derhâl dediklerini yaptım. İnsanlar toplandığında ayağa kalktı ve şöyle buyurdu:
    "Ey insanlar, size ne oluyor ki Yahudilerin ağıllanna gi- rebilme konusunda bu kadar aceleci davranıyorsunuz. Dikkat ediniz! Kendisi ile antlaşma yaptığınız kimselerin mallan, be- deli ödenerek satın alınanlar haric sizlere helâl değildir. Ehil eşek, at, katır, azı dişi olan her yırtıcı hayvan ve pençeli olan her yırtıcı kuş sizlere haramdır."19]
    | 19 Ahmed b. Hanbel, Mūsned, XXVIII, 19.
    Kolektif
    Sayfa 62 - Siyer Yayınları 2. Cilt
  • 314
    Hayber Günü Hutbesi
    • el-İrbâd b. Sâriye es-Sülemî'den rivayetle:
    Resûlullah (sas) ve yanımızda bulunan bazı Müslümanlar ile Hayber Kalesi'ne girdik. Kalenin lideri iri yapılı, kibirli bir adamdı.
    Nebî'yi (sas) karşıladı ve ona hitaben: "Ey Muhammed! Size göre eşeklerimizi boğazlamanız, kadınlarımıza vurmanız ve meyvelerimizi yemeniz doğru mudur?" deyince.
    Resûlullah (sas) öfkelendi ve şöyle buyurdu: "Ey İbn Avf! Atına bin ve cennetin yalnızca müminlere helâl olduğunu insanlara duyur ve onlara belirlenen yerde (namazda) toplanmalan için çağnda bulun.
    İnsanlar toplandılar. Resûlullah (səs) onlara namaz kıldırdı ardından ayağa kalktı ve onlara hitaben şöyle buyurdu:
    "Sizlerden birisi oturağına yayılmış bir şekilde otururken Allah’ın Kur'ân'da bildirdiklerinin dışında başka şeyleri haram kılmadığını mı zannediyor? Dikkat edin! Allah’a yemin olsun ki şüphesiz ben Kur’ân'da yer alanı ve daha da fazlasını sizlere nasihat ettim, emrettim ve nehyettim. Muhakkak ki Allah, sahibinin izni olmaksızın Ehl-i Kitab’dan birilerinin evlerine girmenizi, kadınlanna vurmanızı, meyvelerinden yemenizi sızlere helâl kılmadı. Ancak onlanın vergi olarak verdiklerinden yiyebilirsiniz.18]
    | 18 Ebû Dâvûd, Harâc, 3050.
    Kolektif
    Sayfa 60 - Siyer Yayınları 2. Cilt
  • Muzaffer Efendi Hazretleri buyurdular ki :
    Receb, Şaban, Ramazan, Bayram derken, bu kaleleri, bu akabeleri, bu ayları atlatdık ve bayram haftasında bulunuyoruz. Tabii düşünenler için ve akılları başlarında olup da, gözlerinde ibret almak nasîbi olanlar için, bunlarda büyük ibretler vardır. Nasıl ki böyle serîan gelip geçdiyse hayâtımız, Receb, Şaban, Ramazan, Bayram derken, hayât da bu şekilde geçmekdedir. Yani çocukluk, gençlik dinçlik, ihtiyarlık derken, bir de bakıyorsun birgün kapıya cansız at gelip dayanıyor, cansız at, cansız binek. Biliyorsun ne olduğunu değil mi cansız bineğin? O binek ki sevgilileri birbirinden ayırır, çocukları yetîm bırakır, sevgili âileleri dul kılar, sevdiğimiz malları sevmediklerimize teslîm eder, o cansız at. Ona teneşir derler, tabut derler.
    Tabii Allah'a îmân eden ve Cenâb-ı Hakk'ı seven ve Allah yolunda bulunan kişiler için, bu ölümden korkmak yokdur. Çünkü mü'minler için ölüm bâbında yani ölümde vuslat-ı cemâl vardır, Allah'a mülâkât vardır, Allah'a kavuşma vardır. İşte bayram o vakitdir. Allah rızâsını kazandın, cennet yollarına düşdün mü, Hazret-i Muhammed sallallahu aleyhi vesellem sana ümmetim dedi mi, işte o vakit bayramı yapdın demekdir.
    Korkanlar ve korkmaları lâzım olanlar, hakîkaten Allah'ı bilmeyenler, Allah'ı bilip de Allah'a âsî olanlar, Peygamber'e itâat etmeyenler, Kur`ân-ı Kerîm'e bağlanmayanlar, onlar korksunlar, onlar ağlasınlar. Ağlayamazlarsa niçin ağlayamıyoruz diye ağlasınlar. "Bizde ağlamak hissi, insanlık hissimiz yok mu oldu?" diye ağlayamadıklarına ağlasınlar.
    Ramazanları makbûl olan kişiler, Ramazan'da evvel câmiye geldikleri gibi Ramazan'dan sonra da câmiye gelmeye başladılar. Bu adamlar Ramazanları kabûl olan kişilerdir. Ramazan'dan evvel câmiye geliyordun yâhud gelmiyordun, Ramazan'da câmiye geldin ve Ramazan'dan sonra da câmiye gelmeyi, Allah huzûruna çıkmayı devâm etdiriyorsun. Bil ki Ramazan'ın kabûl oldu, Allah'ın dostları arasına girdin. Müjde veriyorum sana. Ramazan'dan evvel gene geliyordun, Allah'ın sevgilisiydin, Ramazan'da sevgi bir daha artdı, şimdi gene âşıklar yolunda devâm ediyorsun. Yakın bir zamanda işte o korkulu gelici olan geldiği vakit, senin için korku yok. Bırakdıklarına, geriye bırakdıklarına da nedâmet etmek yok. "Eyvâh! Mallarım kaldı evlâdım kaldı" demen de yok. Ne gitdiğin yerden korku, ne bırakdıklarına mahzûniyyetin var. İşte bunlar, mü'minler, Allah'ın dostları, Allah'ın sevgilileri, Allah sevgililerine bu müjdeyi vermekde. Esteîzübillah. "اَلَٓا اِنَّ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ elâ inne evliyâallah lâ havfün aleyhim velâhüm yahzenûn". Âgâh olunuz Allah'ın dostları, Allah'ı sevenler! Sizin için korku yok, gitdiğiniz yerden.
    Teker teker gidiyorsun, görmüyor musun, birer birer gidiyor. Ama kâfir gitdiği vakit, âsî gittiği vakit, daha kabrin başına varır varmaz, melekler kendisiyle alay edecekler. Hizmetçileri varmış, adamları varmış, kendine hizmet eden taraftarları varmış, tâifesi varmış, işte böyle bir zâlim tek başına kabre gittiği vakit diyecekler ki, "Yalnız mı geldin? Hani arkadaşların? Dünyâ benim zannediyordun, ordularım var diyordun, adamlarım var diyordun, silahşörlerim var diyordun, muhâfızlarım var diyordun, yalnız mı geldin? Gel bakalım buraya! "ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْكَرِيمُ zuk inneke entel azîzül kerîm". Tat bakalım şimdi Allah'ın azâbını! Sen büyük adamsın sen!" İşte böyle alay edecekler.
    Efendiler! Bu konuşduğum sözler size alay gelmesin, şaka da gelmesin, yalan da gelmesin! Vallâhi böyle olacak, billâhi böyle olacak! Çünkü Kur`ân-ı Kerîm böyle söylüyor, muhbir-i sâdık Hazret-i Muhammed Mustafâ, sallallahu aleyhi vesellem, böyle haber veriyor. Ne malın, ne paran, ne kasan, ne kesen, ne evlâdın, ne kisbetdiğin, hiç bir şey sana fayda ve menfaat vermez ancak kalbinde Allah muhabbeti, Allah aşkı, Muhammed muhabbeti, Muhammed aşkı varsa kurtuldun demekdir. Böyleleri için ne bırakdıklarına mahzûniyyet var, ne de gitdikleri yerden korku vardır. Sana âgûş-i Muhammedî açılacakdır.
    Yedi iklîm elinde olsa bin yıl
    Sonucu elde kalır bir avuç yel
    Dün ol mâl-ı cihâna doymayan göz
    Bugün kaldı gözünde bir avuç toz
    Hakk kulluğudur 'ârife câh-ı rıf'at
    Bâkî heves ü hayret ü zill ü mihnet
    Encâm hisâb ile 'azâb olmuş iken
    Hâşâ ki ola devlet-i dünyâ devlet
  • “Ey teslimiyet, senin adın İslam’dır!” s.398

    | Aliya İzzetbegoviç
    Doğu Batı Arasında İslam

    #Aliyaİzzetbegoviç ‘in vefatının sene-i devriyesinde rahmet, minnet ve hasretle yâd ediyorum. Makamı cennet, derecesi âli olsun.
  • Enver Pasa, Yahudi Karasu'yu saraya gönderip Türk hükümdarını tahtından indirtirken, yeni devletin gerçek başkanı, Osmanlı sarayını soymanın planlarını hazırlıyordu. Sonra bu adam, daha sağlığında resminin ve isminin önünde eğilmeye, o zamana kadar zilletlere alışmamış bir milleti mahkûm etmek istedi.

    Türk milleti, çiğnenen mukaddesatını kurtaracak olan İstiklâl Savaşı'nı yaptıktan sonra, 1928 yılı baharında o zamanki diktatör parti tarafından İstanbul'a, Cevdet Kerim İncedayı isminde bir emekli binbaşı gönderildi. Bu adam, üniversiteye geldi ve orada derslerinden zorla alınıp getirtilen liselerin son sınıf öğrencileriyle bu üniversitenin profesörlerinin hürmetkâr huzurunda, büyük milletimizin maziye bağlı mukaddesatını tezyif, tahkir, tezlil etti.

    Düzme tarih, bu suikasdi takip etti. Millî tarihimize karşı kin duyan bir zümre, tarihimizin, ancak cumhuriyetin ilâniyle başladığını ileri sürerek, varlığı kendilerine kâbus olan mübarek ecdadımızı bize inkâr ettirmek, unutturmak istiyordu. Suikasdciler bu desisenin, benliğimizi kaybettirmenin en esaslı tedbiri olduğunu biliyorlardı. İflâsımızı doğuracak en tehlikeli pusuyu kurmuş oldular.

    Meşrutiyetten bu yana, zaman zaman memlekette bir irtica yangını icat etmek ruh düşmanlarının taktiği haline geldi. Hıristiyan mahallelerini yaktırdıktan sonra, "Romalılar, Hıristiyanlar şehrinizi yakıyor!" diye tellâl bağırtan ve Roma şehrinin ahalisini Hıristiyanların üzerine saldırtan zâlim Neron'dan ilhamlarını alan irtica yaygaracıları, muttasıl kendi mazilerini yıktılar, ecdatlarının kemiklerini yaktılar.

    Millet çoğunluğunun mukaddesat dediği şeylere hörmetin ne olduğunu anlamayan bir zümre gençliğin, Türk milletinin mâneviyatına ve kendileri gibi düşünmeyenlere karşı aldığı tavır, tüyler ürpertici şekiller almakta devam etti. Neslin üzerinde bir mânevî soysuzlaştırma tesirinin çeşitli cephelerden harekete geçirildiği şüphe götürmez bir hakikattir. Dillerdeki terane ise, hep "kafa ezmek, leşleri yere sermek" gibi engizisyoncuları düşündüren cellât ifadeleri oldu.
    Nurettin Topçu
    Sayfa 190 - Dergâh Yayınları
  • Insandaki ilk uyanışında dinî hayat ruhun bir ihtiyacı olarak gözüküyor. İnsan, Allah'ı arıyor. Bütün varlığı ve bütün sefâletleriyle teslim olacağı Mutlak ve Sonsuz Kudret'i aramamak insanın yaratılışına aykırıdır; bu, insanın elinde olmayan şeydir. Filozof Blondel'in deyişi ile "Herkesin tapacak putları var, dindarlar gibi en dinsiz olanların bile." Ancak bu sonuncular karanlıkta bunalıp kalıyorlar.
    Nurettin Topçu
    Sayfa 184 - Dergâh Yayınları
  • Hepimiz din adamıyız, hep Allah yolunda olmamız gerekiyor. Bu yoldan uzaklaşanları uyarmak hepimizin işi olmalıdır. Bu iş ilimle değil, irşâdla olur. Şu halde din bir irşâd mesleğidir diyebiliriz. İrşâd, Allah'a götüren yolu aydınlatmaktır; bedene değil, ruha çevrilir. Dinin bağlandığı hareket kaidelerini çoğaltmamak ve bunları bir hukuk sistemi halinde ele al[ma]mak en doğru yoldur.
    Nurettin Topçu
    Sayfa 183 - Dergâh Yayınları
  • Din bir mantık sistemi de degildir. Aklın prensipleriyle lahi hakikatleri kavramaya çalışmak boşuna gayret olduğu gibi, aklın anlamaktan âciz olduğu dinî hakikatlerin inkârı da, aklın sınırlarını bilmeyişten ileri gelen kibirle cehalet karışığı bir şaşkınlıktır. Akıl belki bir merdivendir; akılsızlıkla Allah'a varılmaz. Ancak akıl merdiveninin bütün basamakları aşıldıktan sonra onu bırakıp kalp ve ilham kanadının açılmasına ihtiyaç vardır. Aşk yolunda yürüyerek değil, uçarak ilerlenir. Aşk ile ulaşılan bu içsel halin sadece bir temaşa olduğu zannedilmesin. O bizde zaman, hayat ve hareket olur; eşyanın gerçeğini gölgede bırakan bir gerçek olur. Mevlânâ’nın, "Mustafa'nın önünde aklı kurban et!" sözü bu yolda anlaşılmalıdır.
    Nurettin Topçu
    Sayfa 180 - Dergâh Yayınları
  • Din, ilim olmadığı gibi ilm tarihi de değildir. Dinî yaşayışın tekniği diyebileceğimiz ibadet şekilleri ve bunlara ait şartlar üzerinde asırlardan beri ortaya konan bilgiler, dinin kendisini ifade etmezler. Filhakika Kur'ân'ı anlamak ve Peygamber'in sözlerini doğru yorumlamak tefsir ve hadis diye birer ilmin konusu olmuştur. Ancak bunların sadece bilgisi dinî hayatı ortaya koymaz. Dinî hayat, ferdin kendi ruhunda yaptığı dinî denemenin içindedir. Bu içsel deneme yapılmadıkça tefsir ve hadis de teori halinde dışımızda kalıyor.
    Nurettin Topçu
    Sayfa 179 - Dergâh Yayınları
Bir namazlık saltanatın olacak, taht misali o musalla taşında.
Janitor
High Scool
Mamuret-ül Aziz
Mamuret-ül Aziz, 2012
Erkek
401 okur puanı
21 Ağu 2019 tarihinde katıldı.
2020
68/35
195%
68 kitap
14,5bin sayfa
814 alıntı

Şu anda okudukları 9 kitap

  • Tefhimu'l Kur'an 1.Cilt
  • İslam Kültür Atlası
  • Nurü’l-Beyan
  • Güçlük Nerede
  • Resulullah'ın Hutbeleri
  • Müslüman'ın Şahsiyeti
  • İrtica Elden Gidiyor
  • Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa
  • Riyazü's Salihin 2. Cilt

Okuduğu kitaplar 130 kitap

  • Et-Tibyan
  • İsa’nın Yamalı Gömleği
  • Okulsuz Toplum
  • Işık Doğudan Gelir
  • Yalnızlık ve Umut
  • İnternet ve Psikolojimiz
  • Sohbetler
  • Allah'a Çok İbadet Etmenin Güzelliği
  • İslam Edebinden Demetler
  • Bir Eğitimci Olarak Hz. Muhammed (sas.) ve Öğretim Metotları

Okuyacağı kitaplar 193 kitap

  • Kim Etti Sana Bu Kârı Teklif
  • Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
  • Felsefe Risaleleri
  • Eğitim - Gençlik - Üniversite
  • İslam ve Modern İnsanın Çıkmazı
  • Modern Dünyada Geleneksel İslam
  • Destursuz Bağa Girenler
  • Kızıl Elma
  • Osman Yüksel Serdengeçti - Bütün Eserleri - 2
  • Osman Yüksel Serdengeçti - Bütün Eserleri - 1

Kütüphanesindekiler 159 kitap

  • Tefhimul Kur'an 7. Cilt
  • Tefhimul Kur'an 6. Cilt
  • Tefhimul Kur'an 5. Cilt
  • Tefhimul Kur'an 4. Cilt
  • Tefhimul Kur'an 3. Cilt
  • Tefhimul Kur'an 2. Cilt
  • Tefhimu'l Kur'an 1.Cilt
  • Et-Tibyan
  • Kim Etti Sana Bu Kârı Teklif
  • Güçlük Nerede

Beğendiği kitaplar 74 kitap

  • Tefhimu'l Kur'an 1.Cilt
  • Türkiye'nin Maarif Davası
  • İrtica Elden Gidiyor
  • Et-Tibyan
  • İsa’nın Yamalı Gömleği
  • İslam Kültür Atlası
  • Taşları Yemek Yasak
  • Işık Doğudan Gelir
  • Resulullah'ın Hutbeleri
  • İslam'ın Kızına

Beğendiği yazarlar 58 kitap

  • A. Süheyl Ünver
  • Ebu Bekir Razi
  • Kenan Gürsoy
  • Seyyid Hüseyin Nasr
  • Orhan Şaik Gökyay
  • İbrahim Kalın
  • Peyami Safa (Server Bedi)
  • Abdulfettah Ebu Gudde
  • Ömer Tuğrul İnançer
  • Nevzat Tarhan
Okur takip önerileri
Daha fazla