İnsan eliyle dinin geliştirilmesinin ilk evresidir bu, amacı da dinin ilkel toplumların karşılaştığı açlık, hastalık, vahşi hayvanlar ve ölüme karşı duyulan korkuların yerini almasıdır. Daha gelişmiş olmasına rağmen hala ilkel olan bir evre ise ödüllendiren ve cezalandıran bir Tanrı’ya karşı duyulan sevgi ve onun tarafından terbiye edilme isteğinden doğmuştur. Bu noktada cennet ve cehennem kavramları ortaya çıkar. Ödüllendiren ve cezalandıran bir Tanrı, insani özelliklere sahip antropomorfik bir tanrıdır. Ben bu fikirlerin ilkel ve naif olduğu kanısındayım.
İnsanların kaderleri ve eylemleriyle ilgilenen değil de, var olanın düzenli ahengi içinde kendini gösteren bir Tanrı’ya inanıyorum. Doğa yasaları insandan çok yüce olan ve onun karşısında mütevazı güçlerimizle bizi alçakgönüllülüğe davet eden bir ruhun varlığını açıkça ortaya koyuyor. Bizi yaptığımız iyi veya kötü eylemlerimiz nedeniyle ödüllendiren veya cezalandıran kişisel bir Tanrı’ya inanmıyorum.
Kitap söyleşi kitabı olup karşılıklı diyalog larla ilerliyor.Einstein hakkında ince noktalara değiniyor yazar.Olay sırası da gayet başarılı şekilde ilerlemiş.