Me’mûn ve ondan sonra gelen iki Abbasi halifesi, Kur’ân’ın mahlûk olduğu inancını topluma zorla kabul ettirmeye çalışmış ve bunun için öncelikle, önünde en büyük engel teşkil eden ‘ulemâ sınıfı’nı, bu görüşü kabule zorlamışlardır. Yaratılmamış bir Kur’ân ise, herkesten ziyade, Kur’ân’ın en salâhiyetli müfessiri sayılan ulemâya büyük bir otorite sağlayacak ve onlar çekinmeden idareyi Kur’ânî çizgiye davet etme yetkisini kendilerinde bulabileceklerdi. Netice Kur’ân’ın yaratılmış olduğu yolundaki inanç, halife ve idarecilerin gücünü; onun yaratılmamış olduğu yönündeki akîde de ulemânın otoritesini arttırmıştır.