Hasan Şanlı

Hasan Şanlı
@Hasan52768
Me’mûn ve ondan sonra gelen iki Abbasi halifesi, Kur’ân’ın mahlûk olduğu inancını topluma zorla kabul ettirmeye çalışmış ve bunun için öncelikle, önünde en büyük engel teşkil eden ‘ulemâ sınıfı’nı, bu görüşü kabule zorlamışlardır. Yaratılmamış bir Kur’ân ise, herkesten ziyade, Kur’ân’ın en salâhiyetli müfessiri sayılan ulemâya büyük bir otorite sağlayacak ve onlar çekinmeden idareyi Kur’ânî çizgiye davet etme yetkisini kendilerinde bulabileceklerdi. Netice Kur’ân’ın yaratılmış olduğu yolundaki inanç, halife ve idarecilerin gücünü; onun yaratılmamış olduğu yönündeki akîde de ulemânın otoritesini arttırmıştır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dua ne değildir?
Dua bir restoranda sipariş vermece değildir. Bir ürün için siparişte bulunmaca da değildir. Bir sipariş verdiğinizde, ücretini öder ve istediğiniz ürünü alırsınız. Dua ettiğimizde ise “hiçbir” ödemede bulunmayız. ”Hiçbir şey” ödemeyiz. Hiçbir şey ödemediyseniz o zaman bir beklenti içerisinde olmazsınız. Önünüze gelenlerle ilgili şikayet etme hakkınız da olmaz.
“Ne zaman kırlaşmış saçlarına baksan, kırlaşan her bir telin seni son nefesine doğru yaklaştırdığını göreceksin.”
Denge madde lehine bozulunca insanın nefsi, mana lehine bozulunca da ruhu öne çıkıyor. Biri diğerini bastırıyor.
Sayfa 308
Batı Medeniyeti
Batı medeniyeti pagan Yunan kültürünü temsil eden Atina ile Hıristiyanlığı temsil eden Kudüs arasında tarih boyunca diyalektik bir ilişki ve gerginlik yaşamıştır. Batı medeniyetini bu iki kutup arasında gidip gelen bir sarkaç gibi düşünebiliriz. İlkçağ’da batı medeniyetine ana rengini veren Atina iken, Ortaçağ’da bunun yerini Roma ve Kudüs almış; modern dönemlerde ise Atina tekrar belirleyici güç haline gelmiştir. Bu süreçte batı medeniyeti din ile bilim, akıl ile vahiy, yani Atina ile Kudüs arasında sağlıklı ve dengeli bir ilişki kurabilmek için farklı yollar denemiştir. Bu senteze en fazla yaklaşılan dönem Ortaçağ’dı. Fakat hıristiyan teolojisinin cevapsız bıraktığı sorular, Katolik kilisesinin siyasi ve ekonomik güç arzusuyla birleşince, ortaya artık Batı medeniyetinin manevî ve felsefî ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak bir din kültürü çıktı. Batı medeniyetinin Rönesans, reform ve Aydınlanma dönemlerinde yaşadığı büyük dönüşüm, bu tarihî mirasla bir hesaplaşmanın tarihidir.
Sayfa 32 - İsam
Kitap Alıntısı