Ebu’l A’lâ El-Mevdudî bu eserinde İslam’i hükümetin zaman içerisinde hilâfetten padişahlığa nasıl geçtiğini güzel bir dille anlatmaktadır.
Mevdudî, ilk dört halifenin bu makama dair herhangi bir talepleri olmadan hilafet makamına getirildiklerini ancak Emevilerin söz konusu makam için mücadele ettiklerini ve bu mücadele sonucunda müslümanların liderliğini üstlendiklerini ifade etmektedir.
Mevdudî, liderliğin Emevilere geçtikten sonra artık halifeliğin bittiğini ve saltanatın başladığını söylemektedir. Ancak Mevdudî halifeliğin saltanata dönüşmesini sadece liderliğin babadan oğula geçmesine bağlamamaktadır. Ona göre iki yönetim biçimi arasında bariz farklar vardır. Mesela halifelikte Beytül Mal bütün müslümanların malıyken saltanatta sadece hanedanın malı olduğunu, İslami hükümlerin saltanatla birlikte biraz göz ardı edildiğini, halifelikte bastırılan kavmiyet taassubunun saltanatla birlikte yeniden hortladığını ve halifeliğin aksine saltanatta muhaliflere tahammül olmadığını dile getirerek saltanat yönetim anlayışının halifelikten çok uzak olduğunu ifade etmektedir.
Mevdudî, saltanat yönetiminin müslümanlar arasında ciddi sıkıntılara sebebiyet verdiğini söylemiştir. Çünkü halifelik döneminde Müslümanların ciddi manada bir fikir hürriyeti varken, Emeviler döneminde Müslümanlar için böyle bir imkan kalmamıştır.
Emevi yönetimi muhalifine gaddarca bir tutum içerisine girmiş, muhaliflerini sert bir şekilde cezalandırmıştır. Ayrıca Arap ırkıçılığı yaparak Araplar dışındaki tebaayı neredeyse hiçe sayan bir tutum içerisine girmiştir. Bunların yanı sıra Emeviler Hz. Ali evlatlarına da olukça düşmanca bir tavır sergilemiştir nitekim cuma hutbelerinde Hz. Ali’ye hakaretler edilmiştir. (Ömer bin Abdülaziz devri hariç).
İşte bütün bu olumsuz hava içerisinde yavaş yavaş Abbasi