"Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız” demiş bir Peygamberin ümmeti olarak nikâh gibi saniyeler içerisinde gerçekleşebilecek bir akidi ne kadar da çıkmaza sürüyor, masraflı hale getiriyoruz? Evlenmeden önce söz, nişan, kına, bekârlığa veda, düğün; çocukla birlikte cinsiyet açıklama partisi, baby shower, doğum günleri, tahta geçme törenini aratmayan sünnet merasimleri... Ekonomi, ülkelerin salahiyetinden tutun da çiftlerin mürüvvetine kadar pek çok meselenin kilit noktasıdır. Eğer ekonomi kötüyse, ekonomik anlaşmazlıklar boy gösterdiyse diğer sıkıntılar da beraberinde gelir. İşte tam da bundan dolayı Müslümanlar olarak gelişmemişsek, bir şeylerin yanlış gittiğini düşünüyorsak, içinde bulunduğumuz vaziyetten memnun değilsek ilk olarak eğlence kültürsüzlüğüne bir dur demeliyiz.
Dünyanın faniliğini her daim hatırında tutan bir Müslümanı, başına gelen kayıplar kolay kolay yıldıramaz. İslam'a uygun hareket ettiğimizde aklımızı, malımızı ve neslimizi koruma altına alırız. Tevekkülü elden bırakmadıktan ve ölümü unutmadıktan sonra iflas etmek, bir yakınımızı kaybetmek, ihanete uğramak bizi başkalarını yıktığı gibi yıkamaz, yıkmamalıdır. Çünkü Müslümanın içi dünya sevgisiyle kavrulmaz, her şeyin Allah'tan geldiğine ve Allah'a döneceğine iman eder. Kazandığına da elhamdülillah der, kaybettiğine de. Bu duruşa ulaşabilmek ve tevekkülü sabit tutabilmek sade bir hayat tarzını benimsemekle ilgilidir. Ne kadar az malınız varsa mallarınız size o kadar az söz geçirebilir. Müslüman elbette zengin ve kuvvetli olmalıdır. Fakat zenginliğini İslam ve ihtiyaç sahipleri uğruna harcamalı kendi minimal bir hayat yaşamaya gayret etmelidir.