Üzgün olduğunuzda kediler sizi, insanlardan daha iyi anlayabilir. Belki saçlarınızı okşayamaz, yanaklarınızdan öpemez fakat size yakın olmak, dokunmak onların en etkili iletişim biçimidir. Üzüntünüzün karnınızda toplandığını da bilirler mesela. Buradan kalbinize giden yolu tıkamak için üzüntüyü karnınızda tutmaya çalışırlar.
Fakat benim o anda kurduğum iki kelimelik cümle, sayfalarca mektuplara bedeldi. Daha iyi anlatamazdım: “Siz gelmediniz.” Yalnızca bugün değil, dün ve ondan önceki gün de gelmediniz. Hiçbir zaman gelmediniz. Bense her an gelecekmişsiniz gibi hiç vazgeçmeden sizi bekledim. Kurduğum cümle nedeniyle bir yandan kendimle gurur duyarken, diğer yandan beni bu cümleyi kurmak zorunda bırakan hayatın acısı yüreğimi sızlatmıştı.
Diliniz, alfabeniz, kullandığınız kelimeler ve kurduğunuz cümleler ne olursa olsun, bazen sayfalarca mektuplar yazsanız da, saatlerce konuşsanız da derdinizi anlatamazsınız.