“Ama Dami Ata. Haklılar. Benim çocuğum var.”
“Değil bir. Yedi kapıdan yedi çocuğun da olsa senden vazgeçmem. Benim sana olan aşkımı hiçbir şeyi dizginleyemez,Narin. Beni anlıyor musun?
Yıllardır içimde büyüttüm ben seni. Bu basit bir sevgi değil,Narin. Bu öyle alelade bir duygu değil. Lütfen benden kaçma. Yıllardır varlığına hasret kaldıktan sonra beni yanı başında yokluğunla sınama.”
“Yedi kapının yedisi de benim için sadece sana açılır,Sami Ata.”
“Ben sanırım fazla kıskanç bir adamım. Temas etsin istemiyorum kimse sana, kuruluyorum karşımdakine istemsizce, kusura bakma. Biliyorum, gözdem ama dokunmasınlar işte, dokunmasınlar.
Değmesinler tenine, solumasınlar kokunu yakından. Ben silerim senin gözyaşını, dinlerim dertlerini. Tabii ki onlara da anlatacaksın, tabii ki oturup kalkacaksın ama temas ettiklerinde kuruluyorum çiçeğim. Etmesinler temas…”
“Ben senin gülüşüne senelerce aç kaldım. O yüzden o an canım daha çok acıdı. Çünkü bir yabancıya verdiğini, bana esirgeyip duruyorsun.”
“Zülal, emin ol onca sene ne güldüm ne yaşadım. Boştum. Bomboş bir haldeydim.”
“Bana öyle bakma hatunum,
anlayacaklar.”
“Neyi?”
“Beni ne kadar çok sevdiğini?”
“Bunu hiçbir zaman saklamadım
ki beyefendi. Hatırlatmak isterim
ki ilk “Seni seviyorum’u”
söyleyen kişi bendim.”