Bir güdüleyici güç olarak kişisel gelişime imkan tanımayan ve kişisel gelişimin böyle bir işlev göremediği yerlerde, uyuşmuş bir toplumun uyandırılıp yenilenmesi veya topluluk hayatının karakterinde ve kalıbına radikal reformlar gibi çığır açıcı değişimlerin gerçekleştirilip tesis edilmesi isteniyorsa, başka coşku kaynaklarının bulunması gerekecektir. Dini, devrimci ve milliyetçi hareketler, tam da böyle bir genel coşkunun üretim tesisleridir.
"Sevdiğim kızın evinin önünde, arkasında günde kırk kez döner dururdum. Ona en ufak bir laf söyleyenlerle kavga ederdim. Onun kölesi olmuştum. İnan ki bir keresinde gidip öküzlerini koklayıp öptüm."
Evdî hayretler içinde sordu:
"Öküzü neden öptün kirve?"
Çoban bir kahkaha patlattı:
"Sorduğun soruya bak hele kirve! Demek ki senin aşkın hâlâ azgınlaşmamış. Âşık adam kudurmuş köpek kadar tehlikeli ve bir o kadar da kördür. Gözü hiçbir şeyi görmez. Öküzü öptüm, çünkü sevdiğim kızın eli ona değmiş, kokusu ona sinmişti."