Haşim Aytunç

Doğruluk duygusu, haklı olmanın verdiği doyum, kendini değerlendirmenin sevinci, bizi ayakta tutan ya da ilerleten güçlü zembereklerdir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gelecekte tarihçilerin bizim için ne diyeceklerini düşünüyorum bazen...
Ben senin karşında aydınlıktan korkan yaratık, sahtekâr,kendi hiçliği yüzünden hakkı olarak gördüğü şeyi bile ancak dolambaçlı yollardan elde edebilen suçlu kişi oluyordum. (...) Eskiden senin sayende hiçbir yokluk çekmeden, huzur, sıcaklık ve bolluk içinde yaşadığımı başıma kakardın.
Sakin bir ilişkinin imkânsızlığı, aslında son derecede doğal bir sonuca daha yol açtı: Konuşmayı unuttum. Belki zaten büyük bir hatip olmayacaktım, ama insanların sıradan akıcı konuşmasına hâkim olabilirdim. Ama sen daha çok küçükken sözü bana yasakladın. (...) Senin karşında tıkanan, kekeleyen bir konuşma tarzı edindim, bu kadarı bile çok fazlaydı senin için, sonunda sustum, önceleri belki inattan, daha sonra ise senin karşında ne düşünebildiğim ne de konuşabildiğim için. Benim asıl eğitmenim sen olduğun için de, hayatımın her alanını etkiledi bu. Sana itaat etmediğimi düşünmen, çok tuhaf bir yanılgı. (...) Tam tersine: Eğer sana daha az uysaydım, benden çok daha hoşnut kalırdın. (...) Ben olduğum halimle, senin eğitiminin ve kendi itaatkârlığımın bir sonucuyum. Bu sonucun yine de seni utandırması, hatta farkında olmaksızın bunu kendi eğitiminin bir sonucu olarak kabullenmeyi reddedişin, tam da senin elinin ve bendeki malzemenin birbirlerine bunca yabancı olmasındandır.
Cesaret, kararlılık, güven, şuna veya buna bağlı neşe, sen karşı olduğunda ya da hatta karşıtlığın yalnızca varsayıldığında sonuna dek direnemezdi; üstelik benim yaptığım hemen hemen her şeye karşı olduğunda varsayılabilirdi. Franz KAFKA, Babaya Mektup