Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
sana lila demişler sen lila olmuşsun
lila rengi bir leopar
lila rengi bir cengaver
lila rengi bir enderun kenti olmuşsun
sana ölmeye gelmiş sevenler ve bilgeler
kalpleri kaşık
fikirleri su;
bir bedevi diz çökmüş dip akıntılarında
sana lila demişler lila diye çağırmışlar
sen lila olmuşsun
ah ulan tanrı! sensin bu isyanın nedeni!
sen davranıp sökmeden yerinden
bak ne diyorum, sen davranıp sökmeden yerinden
ben kopartıp kendim fırlatıyorum sana taş yerine
yeryüzünden
bu lüzumsuz kellemi!
Saygı, ülkemizde maalesef çok yanlış kullanılan, içi boşaltılmış bir kavram. Saygı, itaat değildir. Karşılıklı olamayan, hiyerarşiye dayalı bir şeye "saygı" adını verebilmek çok zor. "Anne-babaya saygı", "büyüklere saygı", "öğretmene saygı", "devlete saygı" gibi kalıplar kültürümüz içerisinde klişeleştirilerek öz anlamından koparılıyor ve saygıya yaptıkları vurgu, aslında saygısızlığı meşrulaştırmak için kullanılıyor. Bugün "anne-babaya saygı" adı altında rastladığınız söylemlere bakın, bunların aslında alttan alta çocuğa saygısızlığı savunduğunu ve anne-babaya yahut herhangi birine saygıyla da ilgisi olmadığını göreceksiniz.