AYN-ÜR RIZÂ ile bakmayı denediniz mi hiç etrafınıza?..
“Öğrenmenin sonsuzluğu, insana ne kadar az bildiğini gösterir.”
-Edward Young-
Cumhuriyet Üni.
Gazi Üni/yükseklisans
Yazar kitabına başlamadan önce:
»Bir çocuk tüm dünyayı değiştirebilir. Bu yönde tüm sorumluluk toplumun elindedir. Çocuktan önce toplum eğitilmeli ve en büyük hazine, ilgi ve sevgide gizli...« diye
Hindibamm.. Benim savruldukça çoğalan, yeniden yaşama tutunan çiçeğim..
Bir çiçeğe yazılabilecek en güzel şiiri yazmış şairimiz. Kendisi gibi nahif, tatlı bir kitap ortaya çıkmış.
Hindiba ile sohbetimiz uzadı, uzadı tatlı bir duygu bıraktı damağımda. Şairimizin kelimelere giydirdiği anlamlar beni başka boyutlara götürdü. İnemedim o boyutlardan kitap boyunca.. Hindiba sevgim şairimizle bambaşka bir hal aldı.. Benim gibi duygularıyla hareket eden bir insan için kitabımızdan memnun kalmamak söz konusu değil..
Şiirler duygu işi, şiirler insanın ruhunu okşamalı.. Nurullah Genç de bu işin üstadı.. Şiirinde hindibaya “Sen nasıl bu kadar şiir bohçası..” diyor ya şair ben de aynısını şairimiz için düşünüyorum bu mısrayı okudukça.. Şairimizi okumak şiirinde yine bahsettiği gibi mutluluk çağı.. Yine kitabımızda geçen “Harfler benden yanadır/Heceler benden yana” mısralarında söylediği gibi. Heceler, harfler şairimizden yana.. Kitabımızı okudukça mısra aralarındaki umudu da tuttum avuçlarımda.. “İnandım; doğacak bir başka güneş/Toprak büyüyecek başaklarıyla..” diyen şair inancımı yineliyordu.. Olana da olmayana da eyvallah demeyi şairimizin dizelerinde buluyordum.. Ne diyordu: “Eyvallah tahkimine/Tazʼifine eyvallah”.. Eyvallah üstadımm eyvallah..
Şairimizin şiirinde söylediği gibi:
“Sen şimdi benim diyarımdasın
Araftasın”
Kitabımızın büyülü dünyasında arafta kalmaya, kelimelerle hemhal olmaya ne dersiniz...
Keyifli okumalar diliyorum sevgili okurlar..
Kitabımıza ismini veren benim en sevdiğim şiiri de şairimizin sesinden bırakıyorum buraya.. ;)
youtu.be/NXQBCTNVqs8?si=...
Bağlanmak, farkında olmadan hayatının merkezine koymak bir kişiyi.. Onun kurallarına göre yaşamak.. Gözleri kör olmuş, denir ya.. Öyle bir hal bu hal.. Hayatının tam ortasına başka bir insanı koyan
Hiçbir şey bilmeyip masum, temiz kalmak mı yoksa her şeyi bilip masumiyetini kaybetmek mi? Ya sonunu bildiğin bir yolu yine de yürümekte ister mi insan?
Bir fareyle bir insanın aynı kaderi paylaştığı bir hikaye.. İnsanın olabileceği her zeka seviyesinde olabilen bir insan olmak.. Moron, normal zeka ve dahi... Hayatımızı bu nasıl etkilerdi? Normal olmayan anormallikler bizi tatmin eder miydi? Hiçbir şeyin yokken yanında insanlar neden var olurdu? Ya da her şeyin varken neden senden kaçarlardı? İnsanların bencilliği her şeyi yapmalarına sebep.. Algernonʼa bağlı bir insan bütün insanların herhalini görüp anlayabiliyorken kendisi de aynı hızla değişiyor.. Hayatında karşısına çıkabilecek tek bir fırsat bir ailesi olduğunu hatırlamasına imkan sağlıyor.. Hiçbir şeyi hatırlamıyorken, unutmuşken insan daha mutlu.. Her şeyi hatırladıktan sonra unutmak ister mi peki insan? Sonunu bilerek yaşama sıkı sıkı bağlanır mı?
Zeka seviyesi düşük insanların insan yerine konmuyor olması ayrı bir mesele ki asıl en üzücü taraf da o. Kitap beni bir hayli yaraladı. Bu dünyada insan olarak kalabilmek çok önemli.. Hırslarımız bizim insanlığımızı almasın..
Her canlının yaşama hakkı olduğunu, kullanılıp atılacak bir eşya olmadığını unutmayalım..
Algernonʼun da çiçek almaya hakkı var...
Keyifli okumalar diliyorum sevgili okurlar..
#231343989