İşin aslına bakarsanız, Papalagi'nin düşünmek dediği o bilmek işine fazla kafa yormadığımız doğru. Ama, hele bir sormak gerek, acaba pek düşünmeyen mi aptal, yoksa çok fazla düşünen mi? Papalagi durmaksızın düşünür: "Benim kulübem palmiyeden daha küçük" "Palmiye fırtınada eğilip bükülür." "Fırtına bağırarak konuşur." İşte, böyle şeyler düşünür durur. Kendi bildiği biçimde tabii. Kendi hakkında da düşündüğü olur. "Benim boyum kısa kalmış." "Bir kız gördüm mü kalbim neşeyle çarpıyor." "Malaga'ya çıkmayı çok severim." Uzat bunları uzatabildiğin kadar.