İçim çürümüş kendimi fark edememişim...
Sanmışım ki o çürümüşlük dışarıdan geliyor, anlayamamışım. Hatta bazen başka insanlara suç atmışım. Sen beni çürütüyorsun, kötü hissettiriyorsun diye.
Sonra bir bakmışım ruhum ölmüş, yavaş yavaş çürüyorum. Anladım, kabullendim...
Kendimi düzeltmeye, tekrar yeşertmeye karar vermişim. Çabalamışım, uğraşmışım. Bir bakmışım değişen hiçbir şey olmamış. Sahi insan çürüyen bir şeyi tekrar yeşertebilir mi? Kendi ruhu olsa bile...
Sonra uzaklaşmışım herkesten. Uzaklaşmam beni suçlu göstermiş, onu bile anlayamamışım. Oysa ben sadece ruhumu iyileştirmeye, yeşertmeye çalışıyordum. Kendimden uzaklaştırmışım insanları...
Kendimi anlatamamış, gösteremeşim....
~HM~
Siz benim gönlümde, yüksek, sağlam ve tertemiz bir mevkide, kaidesi üstünde duran bir Meryem gibisiniz. Fakat yaşamak için size muhtacım! Gözlerinize, sesinize, düşüncenize ihtiyacım var. Bana yâr, kardeş, melek olunuz.