İnsan bazen hayattan değil, hayatın ağırlığından yoruluyor. Ölmek istemek belki de gerçekten yok olmak değil; beklentilerden, yetişememekten, sürekli güçlü görünme zorunluluğundan kaçmak istemek. Ama bir yandan da küçük bir tat, sıcak bir yemek, basit bir an… insanı dünyaya geri çağırıyor. Bu kitap bana, en karanlık düşüncenin içinde bile minicik bir yaşama arzusu saklı olduğunu hatırlattı. Belki de mesele ölmek istemek değil; yeniden, daha hafif bir şekilde yaşayabilmenin yolunu aramak. Ve çağımızda da günümüz insanı, modern yaşamın baskıları ve tükenmişliği içinde hayata tutunmayı küçük zevklerle sürdürmeye çalışıyor.