Sefiller...Sefiller...Sefiller...
Dünya edebiyatının baş yapıtı...
Fransız edebiyatının baş yapıtı...
Romatizm akımının baş yapıtı...
Kelimeler bazen gerçekten kifayetsiz kalıyor,öylesine mükemmel öylesine kusursuz ve ilk cümlesinden son cümlesine kadar bir başyapıt...
Jean Valjean ile üzüntüden mutluluğa sürükleyen...
Fantine ile hüzünlenip ağlatan...
Marius ve Cosette ile aşkı sevdiren...
Thenardierler ile nefret ettiren...
Anlayacağınız kitapta iyi-kötü,güzel-çirkin,doğru-yanlış kavramlarından her türlü karakterlerle tanışacağız,gelin birazda benim gözümden kitaba bakalım.
Benim Sefillere başlama sürecim,doğruyu söylemek gerekirse biraz zor oldu.Sayfa sayısından korkuyordum,konusunun ağır olmasından korkuyordum,konusunun beni yoracağından korkuyordum,yazarın kaleminin ağır olmasından korkuyordum,anlayacağınız kendimce birçok farklı sebeplerim vardı.En sonunda daha fazla geciktirmek istemedim ve başlama kararı aldım ve iyi ki ama iyi ki bu kararı vermişim.Biraz kitabı özet geçecek olursak.Açıkçası kitabın ilk 80 sayfalarında çok sıkılmıştım piskoposun hayatı beni biraz sıkmıştı.Tam kitabı bırakacaktım ki...Jean Valjean ile tanıştım....Jean Valjean,vakti zamanında D kasabasında bir somun ekmek çaldığı için kürek cezasına çarpıtılmış biridir.Kaçma teşebbüslerinden dolayı cezası sürekli katlandığı için 19 yıl aradan sonra cezaevinden çıkıyor,Jean Valjean topluma düşman aynı zamanda kin ve nefret içindedir.Dışarı çıktığı zaman kalacak bir yer aramaya başlar ama eski bir kürek mahkumu olduğu için kimse ona kalacak yer vermez.Biri Jean Valjeana piskoposu önerir,piskoposun ne kadar yüce gönüllü olduğunu ve asla sınıf ayrımı yapmadığını söyler.Jean Valjean'da şansını denemek için piskoposun kapısını çalar.Piskopos sevecen davranır,ona yemek verir sonra kalacağı güzel temiz