"Somali'de küçük bir çocukken hayattaki ufak şeylerle bile mutlu olmayı öğrendik. Yağmuru kutlardık, çünkü yağmur su demekti. New York'ta suya kim aldırıyor ki? Mutfakta bir şeylerle uğraşıp etrafta dolanırken açın musluğu aksın. İhtiyacınız olduğu her an nasılsa elinizin altında o."
"En başından beri hayatta kalma içgüdüsüne sahiptim. Mutluluğu ve acıyı birlikte öğrendim. Mutluluğun sahip olduklarınla ilintili olmadığını öğrendim, çünkü hiçbir şeyim olmadığı zamanlarda da ben çok mutluydum. Ailemle birlikte olduğum zamanlar. Hayatımın en değerli anlarıydı."
"Afrika'da büyümenin bir başka yararı da saf doğanın ve hayatın bir parçası olmamızdı. Hayatı biliyordum, ondan kaçmıyor, saklanmıyordum. Ve benim yaşadığım gerçek hayattı, televizyonlarda izlediğim başkalarının yaşamlarının gösterildiği yapay hayatlar değil."