“Ne güzel bir şeker portakalı fidanıymış bu! Hem bak, dikeni de yok. Pek de kişilik sahibiymiş, şeker portakalı olduğu ta uzaktan belli. Ben senin boynunda olsaydım başka şey istemezdim”
Ellerini alınlarına dayayıp uzakları gözlüyorlar. Hem bihaberler, hem birbirinden haberdar. Bu nasıl sır, adım atanın semaya yükseliyor dumanı. Bu nasıl gömlek, kim giyse deli oluyor.
“Taç yapraklarını atar ve çiçeğe ulaşır” der Tagore, bir Zen sözü bunu doğrular: “Hiçbir tohum çiçeği göremez.” Var olmak yok olmayı göze alabilenlerin işidir. ‘Hiç’ dediğimizde, ‘hep’ demiz oluruz.