Kaçınılmaz olanın farkındayım, ayak sürümenin bir manası yok, silecek, değiltirecek bir kudreti olmadığını görsün de acizliğini bilsin diye insanın yazgısı alnının orta yerine yazılmış.
Yaşıyor olmak, bir teselliden ziyade suçluluk duygusu gibi rahatsız ediciydi. Ölümü, korkulması, uzak durulması gereken eziyetli bir son gibi değil de, bütün karmaşık düğümlerin çözülebilme ihtimali olarak hayal ediyordu.
Ayak bastığı toprağın hemen altında yatan, yıllar geçtikçe sayıları gitgide artan ölüler kalabalığını düşünmek İshak'ın yalnızlığını daha da ağırlaştırıyordu.