“Sonra karşıma siz çıktınız, kapkaranlık hayatımı aydınlattınız, yüreğim de ruhum da aydınlandı, ruhum huzura kavuştu ve başkalarından kötü olmadığını öğrendim. Tamam, belki etrafa ışık saçmıyorum, parlamıyorum, şeklim şemailim yok, ama gene de insanım, yüreğimle ve fikirlerimle insanım.”
Osmanlı zamanında bir adam bir bayanın karşısına geçer ;
"-Ey dilberi rana! Ey tesadüf-ü müstesna! O mahrem cemalinizi görünce
size lahza-i kalpten sarsıldım... Niyetim acizane-i taciz etmek
değildir.. Bilakis efkar-i umumiyede ufak bir aile bacası
tüttürmektir.. Sözlerim sizi temin ve tatmin edecekse şayet, zevc-i
izdivacınıza talibim!.."
Bayan da cevaben;
"-O mahrem suratınıza bir sille-i osmaniye nakşedersem sekte-i kalpten
terk-i hayat edersiniz..."