Kendine hâkim insanlara çok az rastlandığı, özgürlüğün çok az sayıda insanın deneme cesaretini gösterdiği uzun çabaların ödülü olduğu fikri olduğu gibi içimize işlemiştir. Bunun sonucu olarak da insanların hemen hepsi determinizm yasasının köleleridir, onlara kendilerini beğenmişlikleri, öfkelenme eğılimleri yön verir, dolayısıyla büyük çoğunluğu, Nicole'ün dediği gibi, acınması gereken "kuklalar" dır. Onlardan ne kötülük gelirse gelsin, bir filozofa düşen tavır sükûnet ve üstün bir dinginliktir.
Jean-Paul Sartre ünlü bir yazısında “Cehennem diğer insanlardır.” demiştir. Bu sözün genellikle diğer insanlara katlanmaz zorunda olmamızın esef verici olduğu, en iyisinin yalnız kalmak olduğu anlamına geldiği düşünülür. Ancak Sartre’ın bu sözle özellikle kastettiği şey, diğer insanların varlığının hayatlarımıza yargı kattığıdır.
Sorun yaşayan bir çocukla oturup ona ağlayabileceğinizi söylediğiniz dramatik sahne (kafanızın içinde yaylı çalgılar çalarken) o çocuğun sorunlarını çözmez. Kötü adamı hapse atmak toplumu iyileştirmez. Yağmur altında romantik bir çalmak da ilişkiyi sağlamlaştırmaz.