Hangi imamdır o ki, sabah namazında mescide kimsenin gelmeyeceğini bildiği halde en erken saatte kalkar, abdestini alır, mescidi açar, mihraba geçer ve arkasında saf saf melek, tek başına namazını kılar.
İnsan gönlü, "Sen" diyebileceği birinin onayıyla şekillenir. İnsan insana sığınak ve teselli olduğu gibi, aynadır da. Bir muhatap arıyoruz. Bizi anladığını hissedeceğimiz bir çift göz, bizi işitecek bir çift kulak. Yüzümüze anlamlı bir biçimde bakacak bir yüz.
Medeniyetler, batış ve düşüş anlarında, bir mihrab ve mum korudukları ve gizledikleri sürece, umut ölmemiştir. Diriliş her zaman için beklenebilir. Zekeriyyalar ve Meryemler olduğu sürece,Yahya, lar ve İsa, lar her zaman gelebilir. Kınama ve öğüt, kritik ve öğreti, sarsacaktır eninde sonunda, yerine oturmuş gibi hiç sarsılmayacakmış gibi görünen bâtıl uygarlığı, madde egemenliğini, ego baskısını. İçimizde de aynı macera sürüp gider. Roma nefsimizdir. Ama, kalbimizdeki bir mihrab ışığı yandığı sürece, ruhumuzun Zekeriyyaları, Yahyaları, Meryemleri ve İsaları gelecek ve ölmüş olan, öle yazan ruhumuz dirilecektir.