Başkalarının birşey yapar ya da yürürken duydukları heyecanı ve kavuşma arzularını nedenleyecek bir şeyi ben bulamıyordum. Tercih edilmemek ve tercihleri anlamamak beni hiçbir tercih yapamayan yaptı.
Aklıma geliyor da, neden hiç aklimdakiler başımda, başımdakiler aklımda değil? Yoksa buna hayat mı deniyor? Gelmiyordur da ben bunu aklımı beğenmek için çekip sözde aklımın yanına koyuyorumdur, herhalde böyle oluyordur.
Ama bilirim ki aslolan çırpınmadır. Bu çırpınma vicdan azabı gibi, boşuna bir tükenişle helake sebep oldukça ben kendimi mahvolmuş, ama hiç değilse bir şey olmuş duyarım. Bir insanın olabileceği başka nedir ki? Ben ne için halk edildim ki? Böylece yaratılış sırrımla bir olur, kaderimin başını okşar, cehenemime bir odun daha atarım. Hissederim ki ben cehennemime odun attıkça serinliğe bir adım yaklaşırım.
Sevilmek ve takdir görmek şişmanlığın ve çeşitli rahatsızlıkların bir sonucu mudur, vitamin eksikliği midir, tırnaktaki beyaz leke midir? Sevmek, asıl sevdiklerin ve tercihe şayan bulduklarından yiyeceğini yedikten sonra gelip dinlendiğin ve teselli bulmaya çalıştığın şu bahçe midir?