Yazarın okuduğum ikinci kitabıydı. Bu kitap diğer kitaplarını okumak adına merakımı daha da uyandırdı. Kuyucaklı Yusuf ise doğduğu, ait olduğu topraklardan koparılmış gittiği hiçbir toprağa da tutunamamış hatta tutunmak İçin bile çırpınmamış bir karakter. İnsanları anlayamamış kendini anlatamamış kendi içinde yaptığı sorgulamalarla cevaplar bulmaya çalışmış. Kaymakam babasının arkasında pasif kalmış da diyebilirim. Bu Şahinde hanım ve Muazzez için de geçerli. Babalarını kaybetmelerinin ardından da kötü insanlar intikamını almadan bırakmamış ailenin peşini. Anlayacağınız sonu hüsranla biten biraz da yarım kalmış bir hikaye Kuyucaklı Yusuf’un hikayesi. Tıpki yazarın kendisi gibi. Bu romanını okuduktan sonra biraz araştırınca gördüm ki bırakın yazmayı bu ülkede yaşanmasını bile istememiş zamanın siyasileri. Doğruları söylemiş ve dokuz köyden kovulmuş en sonunda da katletmişler Sabahattin Ali’yi. Kısacık ömrüne bu kadar güzel eserler sığdırmış ama maalesef daha fazlasına müsaade edilmemiş. Ben kendisinin diğer kitaplarını okumaya ve onu anlamaya çalışmaya devam edeceğim. Okumayanlara da tavsiye ederim.