- Hainleri niçin savunuyorsunuz?
- Daha geçen yıla kadar Sovyetler’de kapitalistlere hain gözüyle bakan, aynı Komünist Partisi yöneticileri bugün, kapitalizmin kurucuları rolünde, yine iktidarda. Bu sefer komünistler hain ve hapislerde. İktidarların gücünden kaynaklanan değerlendirmelere inanmıyorum. Herhalde dünyanın en yalnız en çaresiz, kendilerine hiç söz hakkı verilmeden yargılanan kişileri hainler. İşte bu yüzden.
-Peki siz John Milton’ın dediği gibi cehennemde egemenliği, cennette uşaklığa yeğler misiniz?z
- Hayır, ne o ne de öbürü. Bir gözümüzle cenneti, ötekiyle cehennemi görüyoruz. Lakin gözlerimiz öyle yerleşmiş ki, bir gözümüz diğeriyle göz göze gelemiyor. Kah içimizdeki şeytan egemen sanıyor kendini kah Tanrı. İkisi arasında bocalayıp duruyoruz. Ama bakıyorum, genelde şeytanı ihmal ediyor, yoz bir yeryüzü cenneti peşinde koşuyoruz.
Asla varılamayacak yere her zaman dosdoğru gidildiği için mi, yoksa varışı olmayan yere doğru dönüp durulduğu için mi hiçbir şeyin sonunun olmadığını kimse bilmez?
Beden, haddinden çok ayrışmaksızın ayrıştığı için yaşar. Her an ayrışmasaydı bir mineral olurdu. Ruh, direnmesine rağmen sürekli ayartıldığı için yaşar. Her şey, bir şeye karşı koyduğu için yaşar. Ben, her şeyin karşı koyduğu şeyim. Ama, eğer ben olmasaydım hiçbir şey var olmazdı, çünkü karşı konulacak bir şey olmazdı; tıpkı hafif havada iyi uçtuğu için havasız yerde daha iyi uçabileceğini sanan, müridim Kant’ın güvercini gibi.