Dört'ün gözleri benimkilerle buluşuyor ve ısrarla bana bakıyor. Ona bakarken diğer transfer adaylarının yataklarından kalktıklarını fark etmiyorum bile.
Birkaç saniyeliğine tekrar Dörte bakıyorum. Ne görmeyi beklediğimi bilmiyorum. Dahası ne görmek istediğimide bilmiyorum. Ama düşünmeden gözlerim ona kayıyor işte.
Gözucuyla Dört'ün kapıyı açıp dışarı çıktığını görüyorum. Belli ki bu dövüş ona hiç ilginç gelmedi. Belkide neden herşeyin bu kadar hızlı olduğunu anlamak için çıkmıştır onu suçlayamam bende bunun cevabını öğrenmeyi çok isterdim.
Dört'ün gitmesi canımı sıkıyor. Bizi Eric'le başbaşa bırakmak, zamanını bıçak bilemekle geçiren bir bebek bakıcısına bir çocuğu emanet etmek gibi bir şey.