Yol ararken mensubu olduğumuz medeniyetin çok zararlı olduğunu sanki orada hiçbir şey olmadığını düşünerek arıyoruz. 12. yüzyılda yaşamış meşhur bir İslâm mutasavyvıfı Feridüddin Attar, Simurg diye bir kuştan bahseder. Simurg hakikati aramaya çıkar ve bir iki sene dolaşır, tekrar yerine döner. Ama yolculuğu sırasında başına bir sürü hadise gelir. Başka kuşlarla boğușur. Velhasıl perişan bir hâlde geri döner. Bizim hâlimiz de buna benziyor. Biz Simurg kușu gibi yola çıkıyoruz. Ben bu müzeye çok umut bağlıyorum. Bu müzeyi gören insanlar çok süratli bir sekilde bilgilerini değiştirecekler. Haziran ayının 13. günüydü galiba... Cumhuriyet gazetesinin eki, 5-6 sayfasını Müzeye, benim hayatıma, başarılarıma tahsis etmiști. Şunu diyorlar: "Prof. Dr. Fuat Sezgin bu müzeyi yaparken bize, 'Din geriliğimizin sebebi değildir. mesajını veriyor". Bunu Cumhuriyeť ten duyuyorsunuz.
Tamamıyla bunun tersine istikamette mücadele veren bir gazeteden. Biz bu müzeyle insanlara çok tesir edeceğiz. Varsın İslâmiyet'i kabul etmesinler, ben insanlara din daveti yapmıyorum. Ben her șeyden evvel insanları, kendi milletimin fertlerini bu aşağilık duygusundan kurtarmak istiyorum. Bizim münevverlerimiz bir șeyler yapmak istiyorlar fakat yaratıcı değiller. İçinde yaşadığım Alman cemiyetinin insanlarıyla mukayese ettiğim zaman onları daha yaratıcı bulmuyorum. Türklerin Almanlardan daha az akıllı olduğunu iddia etmiyorum. Fakat yaratıcılık başka bir şey. Bizim Türkler olarak yolda ilerlememizi engelleyen birçok taş var. Bunları bertaraf etmemiz lazım. Bu engeller/taşlar aşağılık duygusundan kaynaklanıyor. O da bilgisizlikten geliyor.