Âsıf

Âsıf
@Hayaliasif
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم Bu gençlik mademki gidecek o zaman Allâh yolunda gitsin.
İslâm bilim dünyasında başka önemli bilim adamları da var: İbn Heysem, ibn Sina, Cabir b. Hayyân. Biz bunların çalışma tarzlarını çok az biliyoruz. Müslümanlar bunları araştırdığında, bir insanın tek başına neler yapabileceğini, insanın yaratıcılığını görüyorlar. Avrupalılar "İslâm dünyasında böyle bir anlayış yok!" diyorlar. Bu tamamıyla yanlış! Bugün Avrupa medeniyeti İslâm medeniyetinin çok ilerisinde. Avrupa medeniyeti bize yabancı değil bizim medeniyetimizle akraba. Mümkün mertebe onların metotlarını, aletlerini, fabrikayı mümkün olan en kısa sürede onlardan almamız gerekir. Japonların, Korelilerin böyle bir zengin mazisi yoktu. Ama bir inançla kısa zamanda çok uzun bir mesafe katettiler. Onun için Türkleri uyandırmak lazım Türkiye hâlâ bugün İslâm medeniyetinin en güçlü ülkesidir. İslâm dünyası da Türkiye'ye böyle bakıyor, Biz bu yaratıcılık konumumuzu tekrar yakalamalıyız.
Sayfa 127·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mesela Bîrûni, o çok yönlü bir insan, haritalara baktığında boylam derecelerinin tutmadığını görüyor. Ne yapıyor? Adamcağız Gazne'den çıkıyor, Bağdata kadar gidiyor. Giderken bir şehirden öbür şehre geçiyor. Gittiği mesafeyi arşın arşın ölçüyor ve tam iki sene boyunca bu iş için çalışıyor. Gidiş 2 bin kilometre dönüş de 2 bin kilometre. Ama o giderken zikzak çiziyor. Yani 7-8 bin kilometre mesafe katediyor. O günkü şartlarda ölçtüğü boylam derecelerini, bugün ölçülen boylam dereceleriyle mukayese ettiğimizde aradaki fark, 6 dakika ile 45 dakika arasında çok küçük bir değer. Avrupalılar böyle bir neticeye, ancak 18. yüzyılda ulaşabildi.
Sayfa 127·Kitabı okudu
Alıntı
Bütün mesele müthiş bir șekilde gelişen ve 800 yıl insan akıl tarihinde büyük bir rol oynayan bir medeniyetin mensubu olan insanların bütün bunların nasıl olduğunu düşünmesi, bu medeniyeti geliştiren insan tiplerini tanması. Bir Bîrûnîyi, bir ibn Sina'yı tanımalarını, nasıl çalıştıklarını bilmelerini istiyorum.
Sayfa 127·Kitabı okudu
Alıntı
Geri kaldık kompleksi nasıl oluştu?
Evet, böylesi bir kompleks var. Bu hususta uzun uzun düşündüm, okudum. Kendimi inandırr bir neticeye ulaştığımı sanıyorum. O da şu: Avrupalılar 10. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar 500 yıl boyunca Müslümanlardan bilim aldılar. Sonra Müslümanlarda duraklama, yavaşlama, sonra da gerileme dönemi başladı. İslâm dünyası böyle gerilerken İslâm dünyasından gelen kitaplarla donanan Avrupa'da yeni bir dönem başladı. Bundan sonra Avrupalılar kendilerini İslâm dünyasından üstün görmeye başladılar. Müslümanlar da 16. yüzyılın sonunda, 17. yüzyılın başında Avrupalıların teknikteki bu üstünlüklerini gördüler. Ama Müslümanlar kendilerinin, Avrupa'yı bu üstünlük seviyesine getiren kaynak olduklarını bilmiyorlardı. Avrupalılar da bu duruma nasıl geldiklerini bilmiyorlardı. Böylece 17. yüzyılın başlarında Avrupalılarda bir üstünlük duygusu, Müslümanlarda ise yavaş yavaş bir aşağılık duygusu uyanmaya başladı. İslâm dünyasında, Müslümanlar da bu gerilemenin nedenini sormaya başladılar. Şimdi bu aşağılık duygusunun sebepleri araştırılırken bazı şeyler karıştırılıyor. Sadece Türkler ve Müslümanlar değil Avrupalı bilim tarihçileri de karıştırıyorlar. Türkiye'yi ele alalm 19. yüzyılda Avrupa'yla yeniden temas başladı. Müslümanlar arasında bunu en çok hisseden Türkler olmuştur. Birinci Dünya Harbi'nden sonra memleketin büyük bir bölümü, istila edilmişti. Türk münevveri düşünmeye başladı ve geri kalmışlığın sebebini İslâm dünyasında aramaya çalıştı.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Avrupalıların tercüme kitaplara kendi isimlerini vermesi
Avrupalılar bu konuyu münakaşa ederlerken diyorlar ki: "Eğer kitaba Müslümanların adı konsaydı, kitaba daha az rağbet gösterilirdi. Onun için kendi adını koydu". Ben bunu kabul etmiyorum. Tabirimi mazur görün ama adam Avrupalıları çocuk yerine koyuyor, onlara her şeyi yutturabileceğini zannediyordu. Ne verirsem kabul ederler, diyordu. Bu kitaplarr piyasaya sürüyor, büyük şöhret kazanıyordu. Manastırdaki din adamlarının tercüme ettiklerini bildikleri hâlde, o adamın adını koyuyorlardı. Yani onun kölesi hâline gelmişlerdi. Adamın orada onlara bir üstünlüğü vard. Çünkü "O bir Arap! İslâm dünyasından geldi. Onun her söylediği kanundur." seklinde bir algılayış var.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Alıntı