Bu inceleme spoiler içerebilir.
Sabahattin Ali çok sevdiğim toplumcu gerçekçi yazarlardan biridir. Roman olarak daha önce Kuyucaklı Yusuf romanını okumuştum; çok güzel bir kitaptı, duyguları çok güzel yansıtıyordu. Betimlemeleri ile olsun, diyalogları ile olsun benim çok sevdiğim bir romanıdır. Amma velakin Kürk Mantolu Madonna romanı bir insan için dönüm noktası olabilecek bir kitap bence; çünkü kitabı okuduğumuzda duyguları fazlasıyla yoğun yaşıyoruz. Bundan kaynaklı yarım bıraktığım bir kitap; çünkü o duygu yoğunluğunu kaldıramadım ben. Ama çok güzel bir kitaptır, okumayan herkese tavsiye ederim.
Şimdi neden okuyamadığımı açıklayacağım: Bizler belli bir noktadan sonra karakterimiz Raif Efendi'nin günlüğünü okuyoruz ve o günlükte aşık olduğu bir kadınla ilişkisini okuyoruz, ilerleyen ilişkisini, ve ben bu ilişkinin o duygu yoğunluğunu kaldıramadım. Çünkü Raif Efendi ilk başta bir fotoğrafa aşık oluyor ve ben orada ilk başta şok geçirmiştim; çünkü ilk düşündüğüm şey şu oldu: "Bir insan nasıl bir fotoğrafa aşık olabilir?" Sonrasında kendi anladığım kadarıyla karakterimiz aslında o kişiye değil, kendi kafasında oluşturduğu bir insana aşık oluyor. Ben böyle düşünüyorum şahsen.
Hani neden ağır geldi o konuya gelirsem; fazlasıyla duygu yoğunluklu bir kitap ve ben herkesin kaldırabileceği bir kitap olabileceğini düşünmüyorum. Bundan kaynaklı, evet, yalın ve net bir dili var ama duygu yoğunluğunu o kadar net hissediyorsunuz ki belli bir noktada kaldıramıyorsunuz. Ve ben bundan kaynaklı bırakmak durumunda kaldım. Yakın zamanda tekrar okumayı düşünüyorum ama duygu yoğunluğunu seven, böyle iç odaklı bakış açısıyla anlatılan kitapları seven insanların çok seveceği bir kitaptır bence. Ama fazla duygu yoğunluğunu kaldıramayacak insanlar için çok ağır gelecektir. Şahsen bana