Gün doğmadan, suların koynunda bir çığlık,
Sumud’un gemisiydi, vicdanın kalesi.
Her renkten, her dilden, yüreği sımsıcak,
Taşıyordu umudu, insanlık türküsünü.
Bir bebeğin resmi, bir annenin duası,
Çocukların hayali, oyuncak diye toprak.
Gazze'nin yarası, kimsesiz bir yara,
Sarıp sarmalamıştı bu onurlu yelkeni.
Birden gök yarıldı, demir kustu deniz,
Barışın sularına karanlık indi.
Çığlık çığlığa boğuldu“Dur!” diyen ses,
Vicdan, zincire vuruldu, çelikten bir pençe.
Bir aktivistin gözünde kalan son ışık,
Evladını düşünen babanın yarı kalan şarkısı.
Bir çocuğa ulaşacaktı o küçük oyuncak,
Şimdi bir enkazda, tuzlu suda yitik.
Ey dünya, sen ki sessiz, sen ki büyük!
Duymuyor musun bu feryadı, bu ince sızıyı?
Bir Filistinli çocuk, bir öksüz bakış,
Avucunda ölüm, gözlerinde “Neden?” sorusu.
Sumud yine yolda, yürekte bir sancak,
Yeniden dikecekler insanlık bayrağını.
Her düşen gözyaşı, toprak olacak,
Filistin’de filizlenecek zeytin dalları.