Değerli kitapsever dostlar.
Sizlere 1920 Nobel Edebiyat Ödül'lü bu kitabı tanıtırken,ne yazık ki ülkemizde hak ettiği değeri yeterince görmediğini belirtmek isterim.
Yazarımız Knut Hamsun Norveç'in bir köyünde doğuyor,çocukluğu ve gençliği kırsal kesimde geçiyor.Küçüklüğünden itibaren ailesi fakir olduğundan çeşitli işlerde çalışıp cep harçlığı biriktirmeye çalışıyor.Bu dönemlerde yazmaya heves ediyor.Daha sonraları Amerika macerası var iki defa,biletçilikten inşaat işçiliğine kadar çeşitli işlerde çalışıyor fakat bu iki denemesi de umduğu gibi olmadığından geri dönüyor ülkesine.Çeşitli deneme ,makale ve şiirlerden sonra ilk romanı Açlık ile ülkesinde bir ün sahibi oluyor.Daha sonraları ise 1920 yılında kendisine Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıracak olan Markens Grøde yani bu yazımıza konu olan romanını yazıyor.Hayatının geri kalan döneminde yine yazmaya devam ediyor fakat II. Dünya Savaşı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanlar’ı desteklediğinden dolayı , savaştan sonra tutuklanıyor, lakin yaşlı olduğundan dolayı para cezası ödeyerek geri kalan ömrünü tamamlıyor.
Yazar hakkında bu bilgileri vermemin bir sebebi de kitabın içeriğiyle çok bağlantılı olduğunu düşünmemden dolayıdır.Kendisi gibi bir köylü olan bir adamı (Isak) baş karakter yapan yazarımız,o kişinin sıfırdan başladığı bir işi nasıl dağ gibi büyüttüğünü kitap boyunca bizlere hem güzel betimlemelerle,hem de çocuksu bir tavırla gayet akıcı bir şekilde aktarıyor.İşin ilginç yanı,bu kitabın yazıldığı dönemler 1.Dünya savaşı yılları.İnsanların birbirini yok ettiği,acımasızlığın hüküm sürdüğü,yıkım yılları.İşte bu yıllarda yıkmanın değil de üretmenin,yapmanın ne kadar güzel olduğunu insanlara aktarmayı başarıyor.Isak,daha ortada hiç bir şey yok iken,sadece gençliğinin gücüyle,azmiyle,toprağa olan inancıyla