Toprak Yeşerince

Knut Hamsun
Çevirmen:
Adil Demir
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

İncelemem:
7/10
·408 syf.··
2018 49. kitabı
Nobel ödüllü Norveç'li yazarımız;bir dağ yamacında yaşam kurmaya başlayan,doğayla mücadele eden, zamanla aile kuran bir köylünün hayatını başarılı şekilde aktarmış. Anlatım tarzı oldukça özgün.Radyo tiyatrosu aktaran bir öykücü gibi üslubu var ve bu farklılık katmış.Tavsiye ediyorum.
Edebiyat
Toprak YeşerinceKnut Hamsun · Kastaş Yayınları · 2003961 okunma
8/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2018 247. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2018 22:26
Nobel ödüllü yazar Knut Hamsun'un en güçlü romanı olan bu kitapta ; bir insanın azmi ve çalışması sonucu neler yapabileceği anlatılıyor. Konusu itibariyle sizde kendinizi romanın içinde buluyorsunuz.Fakat tahminimce tercümeden kaynaklanan çarpık cümleler ( zaman zaman ) beni aynı satırları birkaç kez okumak zorunda bıraktı. Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
Toprak YeşerinceKnut Hamsun · Kastaş Yayınları · 2003961 okunma
Puan vermedi·428 syf.·
2018 17. kitabı
Doğadan,topraktan uzaklaşan insanoğlu kendinden de uzaklaşır bir o kadar. Toprağa hasret ve bağımlı bir o kadar da yabancıyız şimdilerde. Günlük hayatın lüzumsuz ayrıntılarına mahkumuz çoğumuz. Bu kitap toprağa doğaya bağımlı toprakla, doğayla iç içe olan Isak 'ın romanı. '...Ayın kaçı olduğunu pek seyrek bilirdi...ne gereği vardı ki? Belli bir günde ödeyeceği borç senedi falan yoktu onun. Yıllığına üzerinde koyduğu işaretler ineklerin ne zaman doğuracaklarını gösteriyordu. Yalnız, güzün Ermiş Olaf Günü'nü bilirdi. O güne dek otlar içeri alınmış olacaktı. İlk yazda da Mum Bayramını bilirdi... Ne gerekliyse onu bilirdi o...' Tüm insanlar birer kesit var bu kitapta. İyiden ve kötüden, aldatan ve affeden, parayı oyuncağı edip sonra paranın oyuncağı olan her türlü insanın izine rastlanılabilir.
Toprak YeşerinceKnut Hamsun · Kastaş Yayınları · 2003961 okunma
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2018 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2018 18:31
Değerli kitapsever dostlar. Sizlere 1920 Nobel Edebiyat Ödül'lü bu kitabı tanıtırken,ne yazık ki ülkemizde hak ettiği değeri yeterince görmediğini belirtmek isterim. Yazarımız Knut Hamsun Norveç'in bir köyünde doğuyor,çocukluğu ve gençliği kırsal kesimde geçiyor.Küçüklüğünden itibaren ailesi fakir olduğundan çeşitli işlerde çalışıp cep harçlığı biriktirmeye çalışıyor.Bu dönemlerde yazmaya heves ediyor.Daha sonraları Amerika macerası var iki defa,biletçilikten inşaat işçiliğine kadar çeşitli işlerde çalışıyor fakat bu iki denemesi de umduğu gibi olmadığından geri dönüyor ülkesine.Çeşitli deneme ,makale ve şiirlerden sonra ilk romanı Açlık ile ülkesinde bir ün sahibi oluyor.Daha sonraları ise 1920 yılında kendisine Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıracak olan Markens Grøde yani bu yazımıza konu olan romanını yazıyor.Hayatının geri kalan döneminde yine yazmaya devam ediyor fakat II. Dünya Savaşı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanlar’ı desteklediğinden dolayı , savaştan sonra tutuklanıyor, lakin yaşlı olduğundan dolayı para cezası ödeyerek geri kalan ömrünü tamamlıyor. Yazar hakkında bu bilgileri vermemin bir sebebi de kitabın içeriğiyle çok bağlantılı olduğunu düşünmemden dolayıdır.Kendisi gibi bir köylü olan bir adamı (Isak) baş karakter yapan yazarımız,o kişinin sıfırdan başladığı bir işi nasıl dağ gibi büyüttüğünü kitap boyunca bizlere hem güzel betimlemelerle,hem de çocuksu bir tavırla gayet akıcı bir şekilde aktarıyor.İşin ilginç yanı,bu kitabın yazıldığı dönemler 1.Dünya savaşı yılları.İnsanların birbirini yok ettiği,acımasızlığın hüküm sürdüğü,yıkım yılları.İşte bu yıllarda yıkmanın değil de üretmenin,yapmanın ne kadar güzel olduğunu insanlara aktarmayı başarıyor.Isak,daha ortada hiç bir şey yok iken,sadece gençliğinin gücüyle,azmiyle,toprağa olan inancıyla
Toprak YeşerinceKnut Hamsun · Kastaş Yayınları · 2003961 okunma
#1001kitap~~~
9/10
·432 syf.··
2022 71. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2022 10:09
~~~DurağanlıkİçindekiİnsanlıkHalleri~~~ NobelEdebiyatÖdüllüYazar Knut Hamsun, gerçek adıyla Knut Pedersen; düzenli öğrenim göremeyen İki kez ABD’ye giderek daha uygun fırsatlar arayarak ki kitapta karakterlere de yer vermiştir bu konuda:), kendini yetiştiren Norveçli 1yazardır. Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı, uygarlığın getirdiği ters değerlere, bozulan yaşam düzenine karşı kırsal yaşamı yüceltirken kendisini Nazi anlayışına yakın buldu (1930). Norveç’e giren Almanlarla işbirliği yaptığı için savaştan sonra tutuklanıp suçlandıysa da yaşının geçkinliği onu para cezasıyla kurtardı. (Bu bilgiyi bilmiyordum araştıracağım çok şaşırdım, bilgisi olan varsa bilgilendirirse sevinirim:) bunu da yazar hakkında araştırma yaparken gördüm.) İlk romanı Açlık (Sult) ile 1890 geniş ilgi gördü ki benim çok sevdiğim kitaplardan 1idir, okurken 1cok yerde üniversitede açlıkla sınandığım dönemin anlatılması gibiydi hatta okuduğum sayfada düşündüğüm 1olayin hemen diğer sayfada paralel durumlarla anlatmış olması beni çokça etkilemişti :-))) hatta yazara başlangıç için de ideal kitap bence. Açlık kitabı da ölmeden önce okunması gereken 1001kitap arasındadır... "Dünya Nimeti", cahil 1göçmen ve çok azimli çalışkan olan İsak'ın basit, cahil karısı biraz çirkin ama cevherli ve hamarat olan İnger'le birlikte, çorak toprakları sabırla nasıl bereketli yaşanır hale getirmesinin hikâyesidir. Olay bu şekilde ıssız kimsesiz 1yere geldiğinde başına neler gelebilirse bunu belli 1düzen içinde tek tek anlatır ki yazar, bu da gayet heyecansız düz 1okuma sağlar fakat alt metinde ve yan karakterlerle yaşanan kırsal bölge durumlarıyla vermek istediği mesajlarda yaşanan hayat içinde başımıza gelebilecek olayları sıraya koyarak anlatir ki tüm bu durumlardan kitapta en güzel eleştiri kadın ve adalet sistemi
İnsan ve Toplum
Dünya NimetiKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2020961 okunma
İnceleme
7/10
·432 syf.··
2023 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2023 00:00
Açlık kitabı kadar olmasa da kendi halinde, sessiz, sakin ve mübalağası olmayan kitap. Kalınlığına göre olay örgüsü pek kuvvetli değil. Konusu ise bir zamanlar çorak olan toprakları köy haline getiren, ekip biçip genişleten Isak ve karısı İnger'in köy mücadelesi ve köydeki rutin yaşamlarını anlatmakta. Yazarın, köylü insanların üzerine yerleşmiş karakterik özelliklerini iyi yansıttığını düşünüyorum. İnsanların aşamadığı, bastırılmış duygularını, bazı kişisel özelliklerininse sanki gelenek haline gelmişçesine köylü kimliğine oturttuğu o portreyi okura aktarması başarılıydı. Keza köy halkının kendi çapında gösteriş merakının da sayfalara sirayet ettiğini esgeçmemek lazım. Tahlillerin güçlü fakat konunun zayıf kaldığı, buna rağmen kendini sevdiren bir kitap oldu benim için.
Edebiyat
Dünya NimetiKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2020961 okunma
Puan vermedi·397 syf.··
2015 90. kitabı
Öncelikle böylesine gerçekçi ve güzel bir üslubu olan bir kitabı bu kadar az kişinin okumuş olmasına şaşırdığımı belirterek yorumuma başlıyorum. Bence yazar kitabın konusuna göre müthiş bir betimleme ve açıklama tekniği kullanmış çünkü romanda öyle ahım şahım güzel mekanlar bulunmuyor ve buna rağmen betimlemeler oldukça uzun ve doyurucuydu diyebilirim. Kitap emeğin, çalışma hırsının ve vazgeçmemenin sonucunda insanın mutlaka kazanacağını vurgulattığından dolayı bendeki tesiri büyüktür. Spoiler Adamın biri bir dağ başına geliyor, amacı artık burada yaşamak ve yanlış hatırlamıyorsam yanında hiçbir şeyi yoktu. Öncelikle kendine bir barınak kuruyor ve daha sonra aynı onun gibi olan ve herhalde tesadüf eseri (tam hatırlamıyorum) oradan geçen bir kadınla kendi aralarında nikah kıyarak evleniyorlar. Ve bunlar çalışarak yaşamlarını daha iyi bir hale getiriyorlar hatta bir çiftlikleri olacak kadar zenginleşiyorlar. Adam malı mülkü, çocukları ve özellikle çalışması sayesinde yaşadıkları çevreden itibar görüyor. İşin vurucu tarafı adamın bunları sadece kendi el emeğiyle yapmış olması. Knut Hamsun'un okuduğum tek kitabı ama kesinlikle yazar iyi yazıyor. Kitabın bende bıraktığı duygu 'azmin zaferi'.
Dünya NimetiKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2020961 okunma
7/10
·432 syf.··
2021 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2021 18:57
"Nazar etme ne olur çalış seninde olur " cümlesinin cuk oturduğu bir kitap. Bir dağın başında tek başına yaşamaya başlayan İsak. Ve ardından yanına yardımcı olarak gelen inger ile evlenerek kendine o dağ başında sıfırdan bir hayat kurmasının mücadelesi anlatılıyor kitapta..
Edebiyat
Dünya NimetiKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2020961 okunma
Sefaletten Uç Beyliğine Giden Engebeli Yol
8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2022 7. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2022 22:55
Dünya Nimeti, uzun ama kolayca okunabilen bir eser. Pembe dizi tadında ilerleyen ama uçsuz bucaksız bir düzlükte bir dünyanın nasıl kurulduğunu anlattığı için çerezlik sayılamayacak bir kitap. Hiçbir şeyi olmayan bir adamın Norveç'in kuş uçmaz kervan geçmez ıssız topraklarına gelip bir başına yerleşerek toprağı işlemeye başlaması, her şeyi tek başına başarmak için çabalaması ardından evin işlerine yardım etmek için bir kadın bulmakuğruna uzun arayışları girmesinin hikayesi. Zaman ve çabayla o ıssızlığı bereketli topraklara çevirme, kendi yalnızlığını bir aileyle taçlandırma ve kimsesiz toprakları şenlendirme sürecinde yaşananlar adeta adım adım, olay olay anlatılıyor. Kitabın ana teması için; azmin ve inancın zaferi denebilir. Kitapta çok ayrıntı var ama asla sıkıcı değil. Kurgu basit ama asla sıradan değil. Nobel ödüllü yazarın okumaya değer eserlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.
Edebiyat
Dünya NimetiKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2020961 okunma
9/10
·432 syf.··
2020 55. kitabı
Yazarın okuduğum 2.kitabı. İlk kitabını da “açlık” çok sevmiştim. Bu kitapta entrika, aksiyon, aşk, heyecan yok. Öyle basit ve sade bir hayat anlatılıyor ki.. ilk sayfadan itibaren bu kadar sakin bir kitabın bu kadar sizi sürüklemesine şaşıracaksınız. İnsanın okurken içi ısınıyor. Hiçbir şeyi olmayan bir adamın, bir dağın başına gelip yerleşmesi ile başlayan, sonra kalabalıklaşan ailesi, etrafı, komşuları ile birlikte geçen yaşamı, günlük kırsal hayat, gündelik olaylar anlatılıyor ama nasıl güzel 450 sayfa 5 günde bitti. Dingin bir kitap okuyayım kafam sakinleşsin derseniz kesin tavsiye ederim.
Dünya NimetiKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2020961 okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.