·
Okunma
·
Beğeni
·
2.441
Gösterim
Adı:
Toprak Yeşerince
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
408
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799756544944
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Shallow Soil
Çeviri:
Adil Demir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kastaş Yayınları
Baskılar:
Toprak Yeşerince
Toprak Yeşerince
Toprak Yeşerince
Toprak Yeşerince
Torpağın Bərəkəti
Isak... Bir toprak adamı. Sade, basit, ekmeğini taştan çıkaran, işten yılmayan, hayatını inandığı doğrulara göre yaşayan yiğit bir adam...

Bilinmeyen bir yerden geldi, bir köyün hayli uzağında, sahipsiz bir toprak parçasına yerleşti. Odun kesti, tarla yaptı, kulübe yaptı. Toprağı alın teriyle suladı...

Bir gün bir kadın geldi. Inger... Eş oldu Isak'a, ortak oldu yalnız hayatına. Belki çok konuşmadılar ama, sevdiler birbirlerini, el ele verip bir yuva kurdular.

Toprak kısırdı, tabiat kızgındı bağrını yırtan ellere, kurudu, çatladı, direndi...
408 syf.
·7/10 puan
Nobel ödüllü Norveç'li yazarımız;bir dağ yamacında yaşam kurmaya başlayan,doğayla mücadele eden, zamanla aile kuran bir köylünün hayatını başarılı şekilde aktarmış. Anlatım tarzı oldukça özgün.Radyo tiyatrosu aktaran bir öykücü gibi üslubu var ve bu farklılık katmış.Tavsiye ediyorum.
250 syf.
·10/10 puan
Okuduğum en anlamlı, en güzel kitaplardan biridir kendisi. Emek nedir, sabır nedir, yaşamak nedir? Öylesine güzel cevaplar bulursunuz ki bu kitaptan bu sorulara.
250 syf.
·Beğendi·9/10 puan
14 yılında okuduğum kitabı buldum az önce. Eskiden kitaplarımın ilk sayfalarına nereden ve ne zaman aldığımı yazacak kadar zamanım olurdu. 10 mart 2014 / sezen sahaf ... Zamanda yolculuk yaptıran nesneler kitaplar. Şarkılar gibi . Fotoğraflar gibi . Sizi alıp 6 yıl öncesine götürebiliyorlar . Bunca zaman sonra bile isaak 'in bir kaç parça eşyasıyla gittiği o ıssız arazide , insanüstü bir emek ve gayretle , alınteriyle kurduğu yuva gözümün önünde. Bir insanın dişiyle tırnağıyla namusla çalışması, bir ibadet gibi çalışması, sürekli çalışması... yiğit isaak ! Ve sonra yalnızlığını paylaşacağı inger le karşılaşması . Ve belki ancak tarih öncesi zamanlarda rastlanabilecek türde, kelimelere ihtiyaç duymayan , hesapsız, teklifsiz bir sevgi ve bağlılık. Sadece aynı dönem yazarları gibi cinsiyetçi yaklaşımından hoşlanmamıştım. Yine ihtiras , intikam , kin gibi duygular kadına atfedilmisti . Ancak dediğim gibi kitabın yazıldığı tarihi düşününce (1917) affedilebilir bir hata. O kadar basit , o kadar yalın, o kadar tekdüze bir hikaye nasıl olur da bunca yıl sonra , kapağını yeni kapatmışım gibi aklımda kalır? Işte bu da Hamsun ustalığı olsa gerek. Aslında Hamsun deyince akla Açlık gelir. Ama benim favorim toprak yeşerince . Nobel ödülünü de aldığı bu kitabı toplumcu gerçekçi hikayelerden hoşlanan herkese tavsiye ediyorum
408 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Nobel ödüllü yazar Knut Hamsun'un en güçlü romanı olan bu kitapta ; bir insanın azmi ve çalışması sonucu neler yapabileceği anlatılıyor.

Konusu itibariyle sizde kendinizi romanın içinde buluyorsunuz.Fakat tahminimce tercümeden kaynaklanan çarpık cümleler ( zaman zaman ) beni aynı satırları birkaç kez okumak zorunda bıraktı.

Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
408 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
Değerli kitapsever dostlar.

Sizlere 1920 Nobel Edebiyat Ödül'lü bu kitabı tanıtırken,ne yazık ki ülkemizde hak ettiği değeri yeterince görmediğini belirtmek isterim.

Yazarımız Knut Hamsun Norveç'in bir köyünde doğuyor,çocukluğu ve gençliği kırsal kesimde geçiyor.Küçüklüğünden itibaren ailesi fakir olduğundan çeşitli işlerde çalışıp cep harçlığı biriktirmeye çalışıyor.Bu dönemlerde yazmaya heves ediyor.Daha sonraları Amerika macerası var iki defa,biletçilikten inşaat işçiliğine kadar çeşitli işlerde çalışıyor fakat bu iki denemesi de umduğu gibi olmadığından geri dönüyor ülkesine.Çeşitli deneme ,makale ve şiirlerden sonra ilk romanı Açlık ile ülkesinde bir ün sahibi oluyor.Daha sonraları ise 1920 yılında kendisine Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıracak olan Markens Grøde yani bu yazımıza konu olan romanını yazıyor.Hayatının geri kalan döneminde yine yazmaya devam ediyor fakat II. Dünya Savaşı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanlar’ı desteklediğinden dolayı , savaştan sonra tutuklanıyor, lakin yaşlı olduğundan dolayı para cezası ödeyerek geri kalan ömrünü tamamlıyor.

Yazar hakkında bu bilgileri vermemin bir sebebi de kitabın içeriğiyle çok bağlantılı olduğunu düşünmemden dolayıdır.Kendisi gibi bir köylü olan bir adamı (Isak) baş karakter yapan yazarımız,o kişinin sıfırdan başladığı bir işi nasıl dağ gibi büyüttüğünü kitap boyunca bizlere hem güzel betimlemelerle,hem de çocuksu bir tavırla gayet akıcı bir şekilde aktarıyor.İşin ilginç yanı,bu kitabın yazıldığı dönemler 1.Dünya savaşı yılları.İnsanların birbirini yok ettiği,acımasızlığın hüküm sürdüğü,yıkım yılları.İşte bu yıllarda yıkmanın değil de üretmenin,yapmanın ne kadar güzel olduğunu insanlara aktarmayı başarıyor.Isak,daha ortada hiç bir şey yok iken,sadece gençliğinin gücüyle,azmiyle,toprağa olan inancıyla kerpiçten bir baraka yaparak başladığı macerada,daha sonra aldığı iki keçiyle yavaş yavaş kendine yetebilir hale gelmeyi başarıyor.Daha sonraları toprağı işleyerek elde ettiği gelirle bahçesini ve hayvanlarını genişletiyor,işleri yetişmediğinde ortaya bir de yardımcı olarak gelen doğuştan tavşan dudaklı Inger'i buluyor yanı başında.Bu noktadan sonrasını daha fazla detaylandırıp kitabın tadını eksiltmek istemiyorum.Zaten çoğunuz okurken kendinizi yerine koyabileceksiniz kolayca.

Kitapta dikkati çeken bir husus da ,kadınların doğan bebeklerinin bazılarını doğar doğmaz öldürmeleri.Üç defa böyle ölüm olayı var.Yanlız bu kısım insanın kafasını karıştırıyor.Çünkü şu an Norveç dünyada bebek ölümlerinin en düşük olduğu ülke.Araştırdığımda kitabın yazıldığı yıllarda da aslında bebek ölümleri öyle fazla değil.Hatta ve hatta o yıllarda doğum hızı binde 25 civarı ve bu rakam aslında yüksek bir oranı göstermekte.Knut Hamsun ailesi de kalabalık bir aile.Kendi yaşadığı dönemlerde acaba ailesinde veya yakın çevresinde böyle bir bebek öldürme olayları ile karşılaştı mı kafamı kurcalamadı değil..

Bu kitap için 1909 yılıNobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar Selma Lagerlöf, Hamsun’a şunları yazmış: “Dünya Savaşı olurken, milletler, ordular, yüzyıllardan miras bunca emeği kırıp parçalarken; yapıcının, çiftçinin, göçmenin yaratmaktan duyduğu hazla dolu kitabın çıktı. Liderlerin, milletlerin yakıp yıkarak, kesip biçerek yeni topraklar, ülkeler peşinde kızıştıkları bir sırada, sen basit bir adamı, eline bir balta, bir de saban vererek kutsal bir savaşa yolladın; evvelce hiçbir kalemin tasvir etmediği bir savaştı bu; toprakla savaş! Senin bu kitabın, dünya kuruldu kurulalı insanoğlunun gönlüne ferahlık veren tek şeyin; zahmetli yorgunluklar, sabırlı çalışmalar olduğunu; insanoğlunun ancak böyle çalışmalarla vücudunu zindeliğe, hayatını mutluluğa, ismini saygıya ve hatırasını ölümsüzlüğe ulaştıracağını ispat etti.”

Yazımı bitirirken bir kaç kelime ile de kitabın karakterlerinden birisinden de bahsetmemek olmaz: Oline..Ah Oline sen var ya sen,on köyü birbirine kırdırırsın!
Hayata ayak uydurmuyorlar, onu geçmek istiyorlar... Koşacaklar, başa geçecekler, kendilerini tahta kama gibi hayatın içine saplayacaklar. Sonra böğürleri: Hey, dur şurada bir şey kırıldı, bir çare bulun diyor. Dur ! diyor böğürleri derken, hayat eziyor onları kibarca ama, iyice eziyor.
Bunun üzerine, başlıyorlar hayattan şikayete, hayata kızmaya ! Kiminin hayattan şikayete hakkı vardır, kiminin yoktur ama, kimsenin hayata kızmaya hakkı yoktur.
Knut Hamsun
Sayfa 472 - Akvaryum Yayınevi
Günler şimdi tarla işleriyle , boyuna tarla işiyle geçiyordu.Kökleri sökerek,taşları atarak,yeni tarlalar açtı; sürdü, gübreledi ,tapan çekti; elde kazma,kürek, çalıştı; meselleri eliyle,topuğuyla kırdı,parçaladı... Eskisi gibi yine bir toprak emekçisi ; kadife halılar gibi tarlalar seriyor, iki gün daha bekledi , sonra buğdayını ekti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Toprak Yeşerince
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
408
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799756544944
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Shallow Soil
Çeviri:
Adil Demir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kastaş Yayınları
Baskılar:
Toprak Yeşerince
Toprak Yeşerince
Toprak Yeşerince
Toprak Yeşerince
Torpağın Bərəkəti
Isak... Bir toprak adamı. Sade, basit, ekmeğini taştan çıkaran, işten yılmayan, hayatını inandığı doğrulara göre yaşayan yiğit bir adam...

Bilinmeyen bir yerden geldi, bir köyün hayli uzağında, sahipsiz bir toprak parçasına yerleşti. Odun kesti, tarla yaptı, kulübe yaptı. Toprağı alın teriyle suladı...

Bir gün bir kadın geldi. Inger... Eş oldu Isak'a, ortak oldu yalnız hayatına. Belki çok konuşmadılar ama, sevdiler birbirlerini, el ele verip bir yuva kurdular.

Toprak kısırdı, tabiat kızgındı bağrını yırtan ellere, kurudu, çatladı, direndi...

Kitabı okuyanlar 167 okur

  • Yakup Oflar
  • Muhammad.Damir
  • Cansu Ergül
  • ZEYNEL YILMAZ
  • Xezal K.
  • Lutka
  • Sevda Sezer
  • Ağapaşa İsmayılov
  • Ulker
  • Éponine Thénardier

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%9.1
25-34 Yaş
%27.3
35-44 Yaş
%39.4
45-54 Yaş
%15.2
55-64 Yaş
%6.1
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%52.8
Erkek
%47.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.3 (3)
9
%14.6 (7)
8
%22.9 (11)
7
%20.8 (10)
6
%2.1 (1)
5
%2.1 (1)
4
%0
3
%2.1 (1)
2
%0
1
%0