Hayvanlaşan İnsan
İnsan hayvanlaşmıyordu insanın özü hayvandı...
Émile Zola – Hayvanlaşan İnsan: İçimizdeki İlkel Canavarın Anatomisi
Giriş: İnsanın Özündeki Vahşet
İnsan dedikleri canlı, zaten başlı başına bir hayvan değil midir? Bizleri medeni gösteren maskelerin altında, sadece ortaya çıkmayı bekleyen ilkel ve hayvani içgüdüler yatar; tıpkı kendi çıkarlarımız uğruna bir başkasının canına kıymak gibi. Émile Zola'nın bu eseri incelenirken, hikayedeki olay örgüsünden önce bu felsefi altyapıyı ele almak gerekir. Romandaki hemen her karakter, içten içe birinden intikam almayı düşünüyor ya da öldürme isteğiyle yanıp tutuşuyor. Hikayemiz gayet sakin başlarken, Roubaud’nun, karısı Séverine’in küçükken üvey babası tarafından tecavüze uğradığını öğrenmesiyle büyük bir kırılma yaşanır.
Gelişme: Gurur, Arzular ve Raydan Çıkan Hayatlar
Bu noktada Roubaud’nun verdiği tepki oldukça dikkat çekicidir. Roubaud, bu durumu karısının çocuk yaşta uğradığı bir trajedi olarak görüp ona şefkat göstermek yerine, tamamen kendi erkeklik gururuna ve mülkiyet hakkına yapılmış bir saldırı olarak algılar. Karısının istismara uğramasını adeta bir aldatılma, bir "boynuzlanma" gibi düşünmesi, içindeki ilkel mülkiyetçi öfkeyi tetikler. Bu hastalıklı gurur, Séverine'in üvey babası olan Başkan Grandmorin’in öldürülüp tren raylarına bırakılmasıyla geri dönülemez bir şiddet sarmalına yol açar. Olay, diğer bir karakterimiz olan makinist Jacques’ın cesede tanık olmasıyla devam eder.
Jacques, içindeki büyük öldürme arzusuyla yanıp tutuşan bir adamdır ve bu vahşi sahne onun içindeki arzuları tekrar uyandırır. Onun bu karanlık dürtüsü genellikle kadınlara yöneliktir; onlarla yaşadığı herhangi bir birliktelik sırasında onları boğma ya da göğüslerine bıçak saplama isteğiyle yanıp tutuşur. Ta ki Séverine’i görene
Hayvanlaşan İnsanEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,961 okunma
Yolda ezip geçtiği kurbanların ne önemi vardi? Ne olursa olsun geleceğe doğru gitmiyor muydu bu tren? Ne olurdu sanki biraz kan dökülse? Sahipsiz, karanlıkta, ölümden kaçan kör ve sağır bir hayvan gibi koşuyor; topun ağzına gönderilen bu kurbanlk koyunlarla, yorgunluktan ve sarhoşluktan serseme dönmüş, şarkı söyleyen bu askerlerle tıklım tıklım dolu bir halde durmadan ilerliyordu.