Bugün Jean Paul Sartre'ın ölüm yıldönümü..
Evvelsi gün elime alıp dün bitirdiğim Fazlı Köksal'ın denemelerini içeren "Simeranya Özlemi" isimli kitabındaki Sartre ile ilgili cümleler geldi aklıma...
Şöyle diyor Köksal;
Jean Paul Sarte’ın “Akıl Çağı” romanını okuyorum.
Şu satırlara rastlayınca, afalladım: “Daniel, eski İstanbul köpeklerini
düşündü: Hayvanları sokaklarda kovalar, yakalayıp
kocaman sepetlere doldurulur ve ıssız bir adaya bırakırlarmış.
Köpekler orada birbirlerine saldırır, birbirlerini parçalar ve yermiş;
ulumalarını denizin rüzgârı gemicilerin kulaklarına kadar
götürürmüş.”
"Ön yargı. "diye söylendim.
Oysa Satre’in anlattığı “hayırsız ada” gerçeğinin arka planı
çok farklıydı.
Anlatayım..
.....................
Satre’ın değerlendirmesi her yönüyle ön yargının sonucu.
Bir kez Türkleri bu eyleme iten Fransızlar. Olay yalnız bir defa
gerçekleşmiş, bunu süreklilik arz eden bir olay olarak aktarıyor.
Batı toplumunun şuuraltına yerleşmiş Türk-Müslüman karşıtlığı,
20. Yüzyılın en parlak aydınlarından birisi olan, Fransa’nın
Cezayir’deki zulmüne karşı çıkan, prensipleri adına Nobel Ödülünü
reddeden Satre’ı bile etkileyebiliyor. Ön yargılı olduğunu
düşünmeden, ön yargılı davranıyor.
Ön yargı hepimiz için baş belası bir duygu.
Elime aldım ve bir günde bitirdim. Akıcı kolay okunur bir kitap. Bitirdiğinizde iyi ki okumuşum diyorsunuz...
Fazlı Köksal Simeranya Özlemi'ni duygulu satırlarla aktarmış. Babamı ne çok sevdiğimi onu kaybedince anladım ve Sizin hiç anneniz öldü mü? başlıklı denemelerinde yazarın yetiştiği ortamın düşüncelerine nasıl yön verdiğine dair fikir edinmek mümkün.
Kamudaki mesleki kariyeri, müfettişlik deneyimi Fazlı Köksal’ı bürokrasi, makam saltanatı, yolsuzluk gibi konularda hassaslaştırmış. Şu cümleler yazarın yöneticilere bakışının bir özeti:
“Kamu yönetimi ile ilgili çalışmalarda genellikle yöneticiler iki bölümde kategorize edilir; birincisi “makamlarından güç alanlar”, ikincisi “kişilikleriyle makamlarına güç katanlar”. Ama eksik bir ayırım. Üçüncü bir bürokrat türünü daha biliyoruz; atayanlardan güç alanlar…….. Artık bürokratlar da şunu anlamalıdır; önemli olan makam sahibi iken saygı ve ilgi görmek değildir. Önemli olan, görevden ayrıldıktan sonra “Dürüst ve çalışkan adamdı.”, “İyi yönetici, düzgün adamdı” dedirtebilmek… Bunun tek yolu da emanetin ehline verilmesidir. Emaneti ehline değil kendi adamlarına verenleri tarih affetmeyecektir.”
Simeranya ÖzlemiFazlı Köksal · Akıl Fikir Yayınları · 20224 okunma
Kitabın konusu arka kapakta çok iyi özetlenmiş;
“Ünlü tarih romancısı Yılmaz Gürbüz, bu yeni eserinde okurlarını 30’lu yıllarda Kayseri’ye bir yolculuğa çıkarıyor. Atatürk döneminde Kayseri’de açılan Sümerbank Bez Fabrikası ile Uçak Fabrikası’nın öyküsü… Bir şehirde verilen sanayileşme mücadelesi……. Erciyes Tutkusu aslında sadece bir şehri değil tüm Türkiye’yi, sadece bir dönemi değil Cumhuriyet tarihini anlatıyor. Romanı okuduğunuzda günümüz Türkiye’siyle çarpıcı bağlantılar da kuracak, “Nereden geldik?” ve “Nereye gidiyoruz?” sorularına yanıtlar bulacaksınız.”
Bu kitabı okuyunca, Atatürk'ün vefatından sonra Atatürk'ün çizgisinden sapıldığı yolundaki inancım daha da kuvvetlendi.
Şimdi bu kitabın devamı Ankaralı Gelin'i okuyacağım